Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/7810 E. 2015/29843 K. 27.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/7810
KARAR NO : 2015/29843
KARAR TARİHİ : 27.05.2015

Tebliğname No : 4 – 2014/177949
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/03/2014
NUMARASI : 2013/348 (E) ve 2014/187 (K)
SUÇLAR : Hakaret, tehdit

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve CMK’nın 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenen şikayetçi Ü.. A..’in 31.01.2014 tarihli dilekçe ile davaya katılmak istediğini belirtmesine karşın, ilk derece mahkemesince bu isteği karara bağlanmamış ise de, temyiz dilekçesinin kapsamı gözetilerek, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca şikayetçi Ü.. A..’in davaya katılmasına karar verilerek dosya görüşüldü: Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir,
Ancak;
Katılanın aşamalardaki tutarlı beyanları, tanık öğrenciler E.. Ç.. ile A.. N..’ın katılanı teyit eden soruşturma aşamasındaki beyanları karşısında; suça sürüklenen çocuğun, gürültü yapmaması konusunda kendisini uyaran öğretmeni olan katılana yönelik kafa tutarak sinkaflı hakaret etmesi, bir gün sonra da sıraya çantasını vurarak “sizinle dışarıda görüşeceğiz ” şeklinde tehdit etmesi eylemleri nedeniyle tanıkların rehber öğretmen huzurunda verdikleri soruşturma aşamasındaki beyanlarına itibar edilmeyerek, suça sürüklenen çocuk hakkında yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı ve katılan Ü.. A..’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı oy;

Suç tarihinde 14 yaşında ve 9.sınıf öğrencisi olan suça sürüklenen çocuk Ahmet’in kimya dersinde gürültü yaptığı için müşteki müdahil öğretmeni tarafından önce uyarıldığı, sonra başına kitapla vurulduğu, sözlü karşılık vererek tehdit ettiği için sınıftan çıkartıldığı, çantasını almak için tekrar sınıfa girdiği, çıkarken sinkaflı küfür sarfettiği iddiasıyla hakkında yapılan soruşturma sırasında görgüye dair beyanda bulunan tanıklardan Ahsen’in beyanında özetle, öğretmenin Ahmet’i uyarmak maksadıyla kafasına eliyle vurduğunda Ahmet’in sinirlenerek ayağı kalktığı “siz kim oluyorsunuz da bana vuruyorsunuz.” dediği, öğretmenin de “Defol git, sınıftan çık” dediğinde de Ahmet’in “hocasınız diye saygı gösteriyorum, sonunda elimde kalacaksınız” diyerek sınıftan çıktığını, 5 dakika sonra tekrar sınıfa gelip çantasını alıp çıkarken de duyamadığı şekilde küfür ettiğini bildirdiği, aynı tanığın duruşmadaki ifadesinin daha doğru olduğunu bildirerek öğretmenin suça sürüklenen çocuğun kafasına kimya kitabıyla vurarak uyardığı, Ahmet’in de tepki göstererek ayağa kalkıp “öğretmensen öğretmenliğini bil, kadınsan kadınlığını bil” dediğini, sınıfa tekrar geldiğinde de kapıyı hızlı kapattığını, kendisine gülen arkadaşlarına “Ananı sinkaf ederim” diyerek küfrettiğini bildirdiği,
Diğer tanık Emre’nin de, kolluktaki ifadesinde öğretmenin suça sürüklenen çocuk Ahmet’in kafasına dokunarak “defterin nerede” dediğinde, öğretmenine “defter yok, siz kim oluyorsunuz da bana vuruyorsunuz” diyerek öğretmenin eline vurduğunu, çıkan tartışma sonunda sınıftan çıkarıldığı, Ahmet’in sınıftan çıkarken öğretmene yönelik “senin A…na koyarım” diye küfrettiğini, ertesi gün tekrar aynı öğretmenin dersine gelerek içerdeki çantasını alıp çıkarken de “sizinle dışarda görüşecez” diye tehdit ettiğini beyan ettiği, fakat mahkemede daha farklı bir beyanda bulunarak, kollukta söylemediği şeylerin yazıldığını iddia ettiği, tanık Emre’nin mahkemedeki beyanında : “Hoca sinirliydi, çünkü kimse dersi dinlemiyordu, elindeki kimya kitabıyla Ahmet’in kafasına 2-3 kere vurdu, Ahmette ne oluyor diye ayağa kalkıp öğretmenin kitabı tuttuğu elini itekledi, ben saygımdan bir şey yapmak istemiyorum, kadınsan kadınlığını bil, öğretmensen öğretmenliğini bil” diyerek sınıftan çıktığını, bizler Ahmet’in hali komik oldu diye gülünce bizlere de küfretti, ertesi günde sınıfa gelen Ahmet’in yanında velisi de vardı, öğretmene “ayıp ettiniz” dediğini, tehdit etmediğini, öğretmenin Ahmet’in özrünü kabul etmediğini, Ahmet’in uyumlu bir öğrenci olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme müşteki müdahili de dinlemiş, kolluktaki beyanı ile benzer olduğu şekilde olayın öncesinde suça sürüklenen çocuğu uyarmak maksadıyla kafasına defter ile dokunduğunu kabul etmiş, suça sürüklenen çocuğun kendisine “…ben sana yapacağımı bilirim” şeklinde tehdit ve “ananı avradını sinkaf ederim” diyerek hakaret ettiğini, ertesi gün rehberlik servisinde çocuğun babası ile görüştüğünden dolayı, Ahmet’in kendisine “şimdi yaptığını beğendin mi? memnun oldun mu? bundan sonra seninle dışarda görüşeceğiz, sana yapacağımı bilirim” diye ikinci kez tehdit ettiğini, kendisinden de özür dilemediği, şikayetçi olduğunu bildirmiştir.
Suça sürüklenen çocuk Ahmet Savcılıkta verdiği savunmasında “hakaret ve tehdit suçunu işlemediğini, öğretmenin anlattıklarını yazmak için defterini aradığı sırada müştekinin kafasına defteri ile vurduğunu ve sınıftan çıkarttığını ertesi gün okuldan ayrıldığı için memnun olup olmadığını sorduğunu, onu tehdit etmediğini bildirdiği, müdafi ise suça sürüklenen çocuğa yönelik öğretmenin haksız bir eylemi sonrasında söylenen sözlerin suç oluşturmayacağını, tehdit suçunu da işlemediğini bildirmiştir.
Suça sürüklenen çocuk duruşmada da öğretmenin davranışı nedeniyle canı yandığı için, bağırarak tepki verdiğini ancak, hakaret ve tehdit etmediğini, okul müdürü ile konuşarak öğretmenden özür dilemek istediğini, fakat müdürün, boşuna özür dileme kabul etmez, senin bu okuldan gitmen gerekir dediği olayda;
Yerel Mahkeme savunma, savunmayı teyit eden tanıkların duruşmadaki beyanlarına ve diğer delillere dayanarak, suça sürüklenen çocuğun beraatine hükmetmiştir.
Yerel Mahkemenin oluşa ve tanık beyanlarına uygun olan kararı, bizce de yerindedir. Çünkü tanıklar küçük yaşta olup, kollukta verdikleri beyanların zapta yanlış geçirildiğinden bahsetmektedirler ve kolluk zabıtları incelendiğinde de tanık Ahsen’e ait 29.03.2013 tarihli tutanakta müştekinin ifade etmediği, tanığında duruşmada kabul etmediği, iddianamede de bu şekilde yer almadığı halde “…sonunda elimde kalacaksınız” tehdit ibaresinin yazılı olduğu, sinkaf küfürünün de oluşa aykırı olarak 5 dakika sonra sınıfa geri gelerek gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Oysa bu olay ertesi gün gerçekleşmiştir.
29.03.2013 tarihli kolluk tarafından hazırlanan bilgi sahibi ifade tutanağında CMK’nın 53 vd. maddelerine göre küçük yaştaki tanığın yemin ettirilerek tespit edilen ifadesini içeren bu tutanak gerçeği yansıtmamaktadır.
Tanık Erme’ye ait kolluk bilgi sahibi ifade tutanağında da CMK 53. maddesine göre yeminle beyanına başvurulduğu ve tanığın da mahkeme farklı beyanda bulunduğu bir husus olan Ahmet’in sınıftan çıkarken hocaya “senin a…koyarım” dediğine dair kısmın tutanağa sonradan eklenmiş olduğunun açıkça anlaşıldığından bu tutanağa itibar etmek mümkün bulunmadığı görülmektedir.
Tutanak ve müdahil müştekinin suça sürüklenen çocuğa yönelik eylemi ile ilgili yasal gereğine mahallinde müracaat olanağı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre suça sürüklenen çocuğun beraatine dair kararı, usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılamamaktayım.