Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/9569 E. 2015/28203 K. 30.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9569
KARAR NO : 2015/28203
KARAR TARİHİ : 30.04.2015

Tebliğname No : KD – 2015/72452

İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık …. hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09/12/2009 gün ve 2009/887 esas, 2009/1589 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,

Dairemizin 26/11/2012 gün ve 2012/18907 esas, 2012/27298 sayılı kararıyla;

“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık .. ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA” karar verilmiştir.

I-İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2015 gün ve 2015/72452 sayılı yazısı ile;

“İtirazlarımız, sanık hakkında oranlılık ilkesine aykırı olarak ve olaya uygun düşmeyen gerekçelerle teşdit uygulanması ve temyize konu edilen hükmün sanık müdafiin temyiz dilekçesine konu edilen ve 10 ay hapis cezasının ertelenmesine mi yoksa dosya içinde bulunan kısa karar ve gerekçeli karara konu edilen 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla mahkumiyete ilişkin mi olduğu konularında toplanmaktadır.
Kamu davasına konu olayda, sanığın bodrum+zemin+1.normal katın üzerinde ruhsatsız olarak kat çıkarak imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği sanığın sabıkasız oluşu nazara alındığında teşdit uygulanması yerinde değildir.
Temel cezanın belirlenmesinde izlenecek usul ve göz önünde bulundurulması gereken kriterler 5237 sayılı TCK’nun 61 maddesinde gösterilmiş olup maddenin ilgili ilk beş fıkrası;
” (1) Hâkim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suç konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hâllerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir” şeklindedir.
5237 sayılı TCK’nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinde de;
“(1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, millî veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz” biçimindeki hüküm ile cezanın belirlenmesinde gözetilecek “eşitlik” ve “orantılılık” ilkelerine vurgu yapılmıştır.

Kamu davasına konu somut olayda adli sicil kaydında sabıkası bulunmayan ve eylemin kanun metninde belirtilen tipik şekle oranla suçun işlenişi, kastın yoğunluğu ve vehamet yönünden farklılık arzetmeyen sanık hakkında alt sınırdan ayrılmasını gerektirir bir neden bulunmadığı halde, dosya içeriğine uygun düşmeyen ve yasal olmayan gerekçeyle hakkında teşdit uygulanması usul ve kanuna aykırı olmuştur.
Diğer bir itiraz nedenimiz, temyize konu edilen hükmün sanık müdafiin temyiz dilekçesine konu edilen ve 10 ay hapis cezasının ertelenmesine mi yoksa dosya içinde bulunan kısa karar ve gerekçeli karara konu edilen 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla mahkumiyete ilişkin mi olduğu konusunda tereddüt bulunduğu hususuna ilişkindir.
Şöyle ki;
UYAP ortamında yapılan incelemeye göre 09/12/2009 tarihinde yapılan ve bu tarihte UYAP ortamında oluşturulan karar duruşmasına ilişkin zaptın hüküm tarihinden 4 gün sonra 13/12/2009 tarihinde onaylandığı, gerekçeli kararın ise 21/12/2009 tarihinde oluşturulup 22/12/2009 tarihinde onaylandığı anlaşılmıştır.

Sanık ve müdafiinin temyiz itirazları ise TCK’nın 184/1, 62 ve 51/1. maddeleri uyarınca ve cezanın alt sınırdan tatbikiyle 10 ay hapis cezasının ertelenmesine ilişkin mahkumiyet hükmüne yöneliktir. Oysa dosya içinde bulunan mahkumiyet ilamı yine aynı kanun maddelerinin tatbikiyle hükmolunan 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla mahkumiyete ilişkindir. Diğer yandan hükmün temyizinden sonra olmak üzere tebliğnamenin tebliğinden sonraki aşamada sanık, temyiz dilekçesine de konu olan 10 ay erteli hapis cezasına ilişkin kısa karar örneğini Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne ibraz etmiştir.
Şu durumda temyize konu edilen hükmün içeriğinin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde araştırılıp tespit olunmadan ve sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle cezanın alt sınırdan uzaklaşılıp belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunduğundan bahisle hükmün bozulması yerine onanmasına dair kararın isabetli olmadığı değerlendirilmektedir.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bursa 11 Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09/12/2009 gün, 2009/887 esas ve 2009/1589 karar sayılı ilamı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin olarak 4. Ceza Dairesi’nin 26/11/2012 gün, 2012/18907 esas ve 2012/27298 sayılı ONAMAYA” dair kararı kaldırılarak, hükmün yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda BOZULMASINA karar verilmesi, itirazımızın yerinde görülmemesi halinde, dosyamızın görüşülmek üzere YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURULU’NA gönderilmek üzere YÜKSEK YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLIĞI’NA gönderilmesi, itirazen arz ve talep olur..” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:

II- KARAR

İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/12/2009 tarihli kararıyla mahkumiyetine karar verilmiş, sanık müdafiince temyiz edilen bu karar Dairemizin 26.11.2012 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

Kesinleşen bu kararın infazı sırasında sanığın talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, ceza miktarının orantısız ve çelişkili olduğu gerekçesiyle, Dairemizin onama kararına itirazda bulunulmuştur.

Ancak itirazla ilgili olağanüstü yasayolu süreci devam ederken, mahkemesince Dairemize gönderilen 08.04.2015 tarihli müzekkere ve ekindeki belgelerden, sanığın suça konu ruhsatsız binayı yıktığı gerekçesiyle, 06.04.2015 tarihli ek karar ile önceki mahkumiyet hükmünün iptaline ve hükmolunan cezanın infaz edilmemesine karar verildiği görülmektedir.

TCK’nın 184/5. maddesinde; “Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu düzenlemeye göre, imar kirliliğine neden olma suçunda soruşturma, kovuşturma ve infaz aşamalarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceği, infaz aşamasında etkin pişmanlık gerçekleştiğinde mahkum olunan cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacağına yer verildiğinden, itirazın konusuz kalması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,

Kararın niteliğine göre 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesinin 3. fıkrası işletilemeyeceğinden, dosyanın mahkemesine iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 30.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.