Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2016/8609 E. 2017/25296 K. 20.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8609
KARAR NO : 2017/25296
KARAR TARİHİ : 20.11.2017

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi)
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık …’in yüzüne karşı verilen hükümde, yaralama eyleminden hükmolunan adli para cezası yanlışlıkla “kesin” olarak verildiği ve sanığın hükümleri temyiz etmediği anlaşılmış ise de, yaralama eylemine ilişkin verilen mahkumiyet kararının kesin olmadığı halde, sehven kesin olduğunun belirtilmesi nedeniyle, daha sonra hükmün temyiz edilebilir olduğunu gösteren şerhli tebliğin 12/10/2015 tarihinde sanığın MERNİS adresine tebliğ edildiği, sanık …’in bu tarihten önce 10/08/2015 tarihli temyiz dilekçesinde “hakkında verilen kararı temyiz ettiğini” belirtmesi nedeniyle, sanık … hakkında yaralama eyleminden kurulan mahkumiyet kararının temyiz kapsamında kaldığı belirlenerek dosya görüşüldü:
A-Sanık …’in tehdit ve hakaret eyleminden hükmolunan mahkumiyet kararlarına ilişkin temyizde;
Temyiz dilekçesinin süresi içinde verilmediği anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddeleri uyarınca …’in TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
B- Sanıklar … ve …’in birbirlerine karşı yaralama ve sanık …’in tehdit eyleminden verilen mahkumiyet, sanık …’in hakaret eyleminden verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlerinin, sanıklar … ve … tarafından temyizi bakımından;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanıklar … ve …’in birbirlerine karşı yaralama ve sanık …’in hakaret eylemleri bakımından; sanıkların hükümden sonra 10/08/2015 tarihinde birlikte şikayetten vazgeçme dilekçeleri verdiklerinin anlaşılması karşısında, taraflara vazgeçmeye karşı diyecekleri sorularak, sonucuna göre hukuki durumlarının belirlenmesi zorunluluğu,
2-Kabule göre de;
Sanık …’in tehdit suçu bakımından; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu, sanıklar … ve …’in birbirlerine karşı yaralama, sanık …’in hakaret suçları yönünden ise uzlaşma önerisinin yapıldığı tarihte 5271 sayılı CMK’nın 253.maddesinde engel bulunduğu gözetilerek, yeni düzenleme karşısında bu suçlar yönünden de uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/11//2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.