YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/58
KARAR NO : 2019/8344
KARAR TARİHİ : 08.05.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, direnme
Bozma üzerine, Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 10. maddesindeki, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlarla ilgili Yargıtay ceza daireleri tarafından verilen bozma kararları üzerine mahkemelerce verilen direnme kararlanın, kararına direnilen daireye gönderileceğine, dairenin, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceleyerek yerinde görürse kararını düzelteceğine; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göndereceğine ilişkin düzenleme karşısında, Dairemizin bozma kararına Yerel Mahkemece verilen direnme kararı üzerine Dairemize gönderilen dosya yeniden okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin, 27/01/2015 tarih ve 2014/21589 esas, 2015/2281 karar sayılı bozma ilamı üzerine yerel mahkeme tarafından “5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde zincirleme suç hükümlerinin düzenlendiği, TCK’nın 43/1. maddesinde “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” durumunun, TCK’nın 43/2. maddesinde ise “aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunun düzenlendiği, somut olayda TCK’nın 43/2. maddesinin tartışılması gerektiği, TCK’nın 43/2. maddesinin söz konusu olabilmesi için, failin eyleminin birden fazla kimseye yönelmesi, failin de bu durumu bilmesi gerektiği, örneğin failin birden çok polise “şerefsiz, köpekler” diye bağırması durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı, birden fazla kimseye karşı işlenen suçlarda zincirleme suçun söz konusu olabilmesi için eylemin tek bir fiille ve aynı zamanda gerçekleştirilmesi gerektiği, birden çok mağdura karşı farklı zamanlarda suç işlenmiş ise, artık suç çokluğundan söz edileceği, zincirleme suçun söz konusu olabilmesi için ise tüm mağdurlara karşı aynı anda işlenmesi gerektiği, örneğin bir kimse, iki kardeş olan mağdurlardan birine sövüp olay yerinden ayrıldıktan sonra, diğer kardeşle karşılaşsa ve ona da sövse zincirleme suçun söz konusu olamayacağı (Yaşar, Osman/ Gökcan; Hasan Tahsin/ Artuç, Mustafa, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Cilt I, Ankara 2010, s. 1218-1224), somut olayda suça sürüklenen çocuğun tanık … ve mağdur …’ın oturduğu sırada yanlarına giderek mağdur …’a hitaben “buraya gel lan” dediği, mağdur …’ın gelmemesi üzerine bu kez de “senin küçüklüğünü biliyorum, çok artisleşmişsin, seni dövücem” dediği, bu suretle mağdur …’a yönelik tehdit eyleminin gerçekleştiği, mağdur … ile sanığın kavga ettikleri sırada mağdur …’in üst katta oturan anne ve babası olan mağdurlar … ve …’den yardım istediği, mağdurlar … ve …’in olay yerine gelmeleri üzerine suça sürüklenen çocuğun bu kez de mağdurlar … ve …’e hitaben “gebertirim lan sizi, a.. koyduğumun çocukları” ve “tek tek hepinizi arkaya çekeceğim, ekibimi almaya gidiyorum” diyerek tehdit ettiği, suça sürüklenen çocuğun ilk tehdit içeren “seni dövücem” şeklindeki sözünü mağdur …’a yönelik, ikinci tehdit içeren “gebertirim lan sizi,a.. koyduğumun çocukları” ve “tek tek hepinizi arkaya çekeceğim, ekibimi almaya gidiyorum” şeklindeki sözlerini ise müştekiler Zeliha ve Recai’ye hitaben söylediği, ayrıca bu sözlerin farklı zamanlarda söylendiği, suça sürüklenen çocuğun aynı anda bir sözü ile müştekiler Hasan, Zeliha ve Recai’ye tehdidinin söz konusu olmadığı, TCK’nın 43. maddesinde aynı olay bütünlüğü içinde tehdit etme eyleminde zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağının düzenlenmediği, yukarıda da bahsedildiği üzere zincirleme suç hükümlerinin hangi durumlarda uygulanacağının kanunda açıkça düzenlendiği, dolayısıyla Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususun uygulanma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmakla Yargıtay bozma ilamının usul ve yasaya uygun olmadığı” şeklindeki gerekçeyle direnme kararı verilmiş ise de;
Hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek bir hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her halde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her halde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu halde suç tipinin birden fazla hareketle ihlal edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Fikri içtimada da, fiil ya da hareketin tekliği, doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmayı ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır.
Tehdit suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için tehdidin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Aksine, şekli bir yorum ve bakış açısıyla bu bütünlük görmezlikten gelinerek, her bir mağdura yönelik hareketin bağımsız birer fiili oluşturduğunun kabul edilmesi ve gerçek içtima hükümlerinin uygulanması halinde, cezalandırmada adaletsizliğe yol açılacağı gibi “fiilin hukuki anlamda tekliği” prensibine de aykırı davranılmış olacaktır.
Yargılamaya konu somut olayda, suça sürüklenen çocuğun tanık … ve mağdur …’ın oturduğu sırada yanlarına giderek mağdur …’a hitaben “buraya gel lan” dediği, mağdur …’ın gelmemesi üzerine bu kez de “senin küçüklüğünü biliyorum, çok artisleşmişsin, seni dövücem” dediği, mağdur … ile suça sürüklenen çocuğun kavga ettikleri sırada mağdur …’in üst katta oturan anne ve babası olan mağdurlar … ve …’den yardım istediği, mağdurlar … ve …’in olay yerine gelmeleri üzerine suça sürüklenen çocuğun bu kez de mağdurlar … ve …’i tehdit ettiği, aynı olay bütünlüğü içinde tehdit etmekten ibaret eylemleri nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 106/1-1. cümle ve 43/2. maddelerinin uygulanması gerektiği ve bu nedenle de Dairemizin bozma ilamında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı,
Anlaşılmakla yerel mahkemenin direnme kararı yerinde görülmediğinden, 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 10 ve CMK 307/3. maddesi gereğince direnme konusunda karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 08/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.