Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2019/1379 E. 2019/8526 K. 09.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1379
KARAR NO : 2019/8526
KARAR TARİHİ : 09.05.2019

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Kastamonu 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 18/03/2014 tarih, 2014/77 Esas – 2014/260 Karar sayılı ilamıyla, sanığın TCK’nın 125/1-4 maddelerinde düzenlenen hakaret ve TCK’nın 106/1-1. maddesinde düzenlenen tehdit suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde işlenen ve 18/03/2014 tarihinde kesinleşen hakaret suçu nedeniyle hükmün açıklanması için ihbarda bulunulduğu ancak, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca TCK’nın 106/1-1. maddesinde düzenlenen tehdit suçu ile birlikte işlenmeleri nedeniyle hakaret suçunun uzlaştırma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve 6763 sayılı Kanun değişikliği ile tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması karşısında, söz konusu ihbara konu ilamdaki hakaret suçu yönünden kanun değişikliği kapsamında uzlaştırma işleminin uygulanmasının gerekeceği nazara alınarak uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda da sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Gerekçeli karar başlığında, katılan …’ün adı ve soyadının yazılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
3-Kabule göre de;
a-Mahkemece açıklanan hükmün gerekçe kısmında teşebbüs aşamasında kalan yaralama eylemi şeklindeki kabule karşın, hüküm kısmında sanığın TCK’nın 106/1-1. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması,
b-İddianame içeriğinde sanığın atılı suçu elindeki bıçakla işlediğinin belirtilmesi, sanığın savunmasında elinde bıçak olduğunu kabul etmesi, müşteki ve tanık beyanlarında sanığın elinde bıçak gördüklerini söylemeleri karşısında; sanık savunması ile müşteki ve tanık anlatımlarına neden itibar edilmediği açıklanmadan ve sanık hakkında TCK 106/2-a maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, aynı Kanunun 106/1-1. cümle uyarınca hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’un temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, yeniden hüküm kurulurken karşı temyiz olmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 09/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.