Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2019/1801 E. 2021/25524 K. 27.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1801
KARAR NO : 2021/25524
KARAR TARİHİ : 27.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, kötü muamele
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- TCK’nın 232. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunun oluşması için mağdura yönelik fiillerin süreklilik arz etmesi ve Kanunda düzenlenen yaralama, tehdit, hakaret gibi fiillerden farklılaşmasının gerektiği, her türlü kötü muamelenin bu suçun oluşmasını olanaklı kılmayacağı, yarı aç veya susuz bırakma, uyku uyutmama, çıplak gezdirme, sürekli alay etme, zor koşullarda çalışmaya mecbur bırakma gibi eylemlerin bu suça örnek olabileceği göz önüne alınmalıdır.
Dosya kapsamından, müştekinin kendi rızası ile evi terk ettiği sonrasında sanığın evin anahtarlarını değiştirdiği, müştekinin sanığın anahtarları değiştirmesi ve sitede güvenlik görevlisi olduğu için girişte problem yaşayacağı için eve hiç gitmediği, müştekinin beş gün sonra sanığın iş yerine giderek sanıkla konuşarak anahtarları aldığının anlaşılması karşısında, sanığa isnat edilen eylemin niteliği gereği atılı suçun unsurlarını oluşturmadığı anlaşılmakla, beraati yerine yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kötü muamele suçunda uygulanan Kanun maddesi TCK’nın 231/1. maddesi yerine TCK’nın 234. maddesi olarak olarak gösterilmesi,
3- (1)nolu bozmaya uyulması halinde tehdit suçu açısından ise,
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçu uzlaştırma kapsamına alınmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4- Tehdit ve kötü muamele suçlarından kabule göre ise,
a- Sanığın adli sicil kaydına göre, daha önce kasıtlı suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına ilişkin mahkumiyetinin bulunmaması nedeniyle erteleme hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlığı göz önünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapıldıktan sonra, TCK’nın 51. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, “sanığın sabıkasına esas ilamlar, suç işleme konusundaki eğilimi, kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler” şeklindeki kanuni olmayan ve yetersiz gerekçe ile erteleme hükümlerinin uygulanmaması,
b- 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 esas, 2021/4 sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirdiğinden, sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.