Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2019/4625 E. 2021/28368 K. 02.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4625
KARAR NO : 2021/28368
KARAR TARİHİ : 02.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1-Sanıklara yükletilen konut dokunulmazlığının ihlali eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalardan ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Dosya kapsamına göre, mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiil tespit edilememesine rağmen, sanıklar hakkında hükmedilen adli para cezalarında, TCK’nın 29. maddesine göre indirim yapılmış, uygulama maddesi olarak sehven yazıldığı anlaşılan TCK’nın 35. maddesi gösterilerek haksız tahrik indirimi yeniden uygulanmış, tahrik halinin kabulüne göre de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/10/2002 tarih ve 2002/4-238 esas, 2002/367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede 1/4 oranında uygulanmasını gerektirdiği gözetilmeden, 1/2 oranında indirim uygulanmış ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
Sanıklar hakkında, ödenmeyen adli para cezalarının, 5275 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanunla değişik 106/3. maddesi uyarınca hapse çevrilemeyeceği gözetilmeden, adli para cezalarının ödenmeyen miktarının hapse çevrileceğinin belirtilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar … ve …’nın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktalarının tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, “ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin bilinmesine” şeklindeki ibarenin karardan çıkartılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun olan HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Tehdit suçundan kurulan hükümlerin temyizine gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a-TCK 106/2-c maddesinde yazılı suçun birden fazla kişiyle işlenmesi halinde, faillerin daha önceden fikir ve irade birliği içinde ve birlikte tehdit kastıyla hareket etmeleri gerekmektedir. Bu durumda bir yandan mağdura yönelik tehdidin yoğunluğu artarken diğer yandan mağdurun kendini savunma olanağının ortadan kalkması nedeniyle kanun koyucu tarafından nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Maddede geçen birden fazla kişi teriminden anlaşılması gereken iki veya daha fazla kişidir. Bu nitelikli halin uygulanması için birden fazla kişinin suçun icrai hareketlerini müşterek fail olarak sorumluluğu gerektirecek şekilde işlemiş olması gerekmektedir. Suçu birlikte işleme ifadesi her iki failin suça asli olarak katılmasını birlikte olmanın yarattığı korkutuculuk gücünü mağdura yansıtmış olmaları gerekir. Yüze karşı tehditte birlikteliğin gerçekleşmesi için her iki failin bizzat suç yerinde olması ve birlikte hareket etmeleri gerekmektedir.
Somut olay bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde; sanıkların mağdur …’ın ikametgahına gittikleri, evde mağdurun eşi diğer mağdur … Yılmaz ile tanık …’ın bulunduğu, izinsiz şekilde eve giren sanıkların, …’ı bulamamaları üzerine, onun yokluğunda tehdit eylemlerini gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında, mağdur …’ın olay sırasında sanıkları görmemesi nedeniyle, sanıkların, birlikte olmalarının yarattığı korkutuculuk gücünü mağdura yansıtmış olmalarından söz edilemeyeceği gözetilmeden, sanıklar hakkında TCK’nın 106/1. maddesinin ilk cümlesi kapsamında mahkumiyet hükümleri kurulması yerine, anılan Kanun’un 106/2-c maddesine göre uygulama yapılması,
b-Dosya kapsamına göre, mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiil tespit edilememesine rağmen, sanıklar hakkında hükmedilen adli para cezalarında, TCK’nın 29. maddesine göre indirim yapılması ve haksız tahrik halinin kabulüne göre de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/10/2002 tarih ve 2002/4-238 esas, 2002/367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmeden, (1/2) oranında indirim uygulanması,
c-Sanıklar hakkında, ödenmeyen adli para cezalarının, 5275 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanunla değişik 106/3. maddesi uyarınca hapse çevrilemeyeceği gözetilmeden, adli para cezalarının ödenmeyen miktarının hapse çevrileceğinin belirtilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar … ve …’nın temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hükümler kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.