YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4632
KARAR NO : 2019/16279
KARAR TARİHİ : 21.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1) Müştekiye tehdit içerikli mesajın gönderildiği telefon hattının sanık adına kayıtlı olmadığı, sanığın da savunmasında söz konusu hattı kullanmadığını, mesajları göndermediğini ve hat sahibini tanımadığını belirttiği, müştekiye mesaj gönderildiği tespit edilen 0 … … … numaralı telefon hattının … isimli şahıs üzerine kayıtlı olduğunun anlaşılması karşısında; 0 … … … numaralı telefon hattının suç tarihi ve suç tarihinden 1 ay öncesine ilişkin HTS kayıtlarının getirtilerek, bu tarihlerde iletişim kurulan kişilerin sanığın yakını olup olmadığının tespit edilmesi ve gerektiğinde görüşülen kişiler ile telefon hattı adına kayıtlı olan …’un tanık olarak dinlenilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Kabule göre de;
a) 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanık müdafiinin 25/11/2015 tarihli duruşmadaki lehe hükümlerin uygulanması talebinin, TCK’nın 50. maddesindeki hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesini de kapsadığı gözetilerek, CMK’nın 230/1-d maddesi uyarınca, bu hususta kanuni dayanakları da gösterilerek bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.