YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13860
KARAR NO : 2021/22058
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILANLAR : …, …, …
SUÇ : Hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafisi
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık … tarafından eski hale getirme isteminin yanı sıra temyiz isteminde de bulunulduğu anlaşılmakla; hükmün sanığın yokluğunda verilmesi ve sanığın hükümden haberdar olmadığına ilişkin beyanları karşısında, dosyada mevcut gerekçeli kararın sanığa Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 12.06.2014 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evrakında, sanığın adresine gidildiğinde komşusu …’ın muhatabın çarşıda olduğunu beyan ettiği, tebligatın mahalle muhtarına teslimi ile haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığı ve komşuya haber verildiği belirtilmiş ise de; Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapılan tebliğde komşunun imzasının veya imzadan imtina ettiğine dair şerhin bulunmadığı, bu nedenle yapılan tebligatın usulsüz olduğu, eski hale getirme talebinin ve öğrenme üzerine yapılan temyizin süresinde olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın, katılanlara ”senin dinini imanını kitabını sinkaf ederim” diyerek hakaret etmesi biçimindeki eyleminin, TCK’nın 125/3-c maddesindeki kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
2-Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11/06/2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere TCK’nın 43. maddesinin ikinci fıkrası; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanunun 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, sanığın, katılanlar …, … ve …’e yönelik sinkaflı sözlerle hakarette bulunduğu şeklinde iddianamede anlatılan ve mahkemece kabul edilen eylemi nedeniyle, TCK’nın 43. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekirken, her bir katılan için ayrı ayrı hakaret suçundan ceza verilmesi,
3-TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
4-17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5.maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirdiğinden sanık … ve müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, sanık hakkında yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.