YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/27995
KARAR NO : 2023/15550
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 265 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddesinin birinci fıkraları ile 58 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası, 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 58 inci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suçu işlemediğine ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, kimliğinin üzerinde olmaması nedeniyle kimliğinin tespit edilmek amacıyla ekip aracına bindirildiği esnada şikâyetçi polis memuruna tekme atarak basit tıbbi müdahale ile yaraladığı, emniyete götürüldüğü, polis nezarethanesinden çıkmak için annesi ile telefonda konuştuğu ve amcasının oğlunun kimliğini getirmesini söylediği, annesinin sanığı çıkarmak amacıyla sanığın amcasının oğluna ait olan kimliği getirdiği, polis memurlarının fotoğrafsız olan kimlik belgesini kontrol etmesi ile sanığa ait olmadığının anlaşıldığı, bu şekilde sanığın görevi yaptırmamak için direnme ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarını işlediği, Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği, tutanak içeriği ile uyumlu şikâyetçi beyanı ve adli muayene raporu birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemenin kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
Sanığın tekerrüre esas alınan ilamdaki suçu işlediği sırada 18 yaşından küçük olması karşısında, bu ilamın 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince tekerrüre esas olamayacağının gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
1. Sanığın nezarethaneden çıkmak için kimliğe ihtiyacı olduğu, annesine telefon ederek amcasının oğluna ait kimlik belgesini getirmesini istediği, annesinin de sanığın amcasının oğluna ait kimlik belgesini getirerek sanığa ait kimlik belgesi diyerek polis memurlarına verdiği, polis memurlarının fotoğrafsız olmasından şüphelendikleri kimlik belgesini sorgulattıklarında sanığa ait olmadığının tespit edildiği ve sanığın gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiği olayda; sanık hakkındaki evrakların gerçek kimlik bilgileri ile düzenlenmiş olması ve ismini verdiği kişi adına düzenlenmiş bir belge bulunmaması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşmadığı; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğu gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrasından hüküm kurulması,
2. Kabule göre de; sanığın tekerrüre esas alınan ilamdaki suçu işlediği sırada 18 yaşından küçük olması karşısında, bu ilamın 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince tekerrüre esas olamayacağının gözetilmemesi,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
1. Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, aynı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, tebliğname’ye aykırı olarak temyiz edilen kararın açıklanan noktasının; hüküm fıkrasından “tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın” çıkarılması suretiyle HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde karar verildi.