YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/29498
KARAR NO : 2023/186
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2015/295 Esas, 2016/458 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, aynı Kanun’un 43, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, sanık … hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, aynı Kanun’un 43, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar … ve …’nun temyiz istekleri; mahkumiyetlerini gerektirir delil bulunmadığına, tanıkların beyanlarının çelişkili olduğuna, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, “sanıkların anlatımları, katılanların beyanları, sanıklar ile katılanlar arasında arazi meselesi nedeni ile var olan husumet ve tüm dosya kapsamına göre sanık …’nun, tanık …’ın beyanında da bahsettiği biçimde katılanları kastederek ve katılanlara iletilmesi amacı ile ‘Bahçeye kim girerse girsin vururum’ şeklinde sözleri tanık …’a söylediği ve sanık …’ın ayrıca tanığa bu söylediklerinin katılanlara iletilmesini de istediği, tanık … tarafından bu konuşmanın katılanlara iletildiği yine sanık …’in, tanık olarak beyanı alınan …’nun bulunduğu ortamda katılanlara yönelik olarak elma bahçesini katılanlara kaptırmayacağını belirtilerek katılanların hayatlarına yönelik bir saldırıda bulunacağından bahisle katılanlara yönelik tehdit içeren sözlerin katılanlara iletilmesi amacı ile söylediği ayrıca sanık …’in buğday pazarında karşılaştığı tanık …’a ‘Bizim hakkımızda … battı diyormuşsunuz öyle bir şeyi kimseden duymayacağım, duyarsam eğer hepsini vuracağım, sen de arada kaynarsın’ şeklinde tehdit içeren sözler söylediği ve bu hususun tanık tarafından katılanlara iletildiği, bu şekilde sanık …’ın tek bir fiil ile birden fazla mağdura yönelik olarak tehdit suçunu işlemiş olması nedeni ile suçu zincirleme biçimde işlediği kabul edilmiş, sanık …’in ise; yukarıda açıklandığı üzere farklı tarihlerde birden fazla mağdura yönelik olarak yine zincirleme biçimde tehdit suçunu işlediği” gerekçesiyle sanıkların mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Gerekçeli karar başlığında hükmü veren hakim ile zabıt katibinin adı ve soyadının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232/2 nci maddesine aykırı davranılması,
B. 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanıklara isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 106/1 inci maddesi kapsamındaki tehdit suçu uzlaştırma kapsamına alınmış olmakla, 5237 sayılı Kanun’un 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun bu kapsamda yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
C. Uzlaşmanın sağlanamaması halinde ise, 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251/1 inci maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiştir.
D. Sanıkların tanık beyanları arasında çelişki bulunduğuna ilişkin temyiz istekleri yönünden ise, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2015/295 Esas, 2016/458 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar … ve …’nun temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.