Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/33011 E. 2023/16270 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/33011
KARAR NO : 2023/16270
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, işyeri dokunulmazlığının ihlali

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında.
1.Hakaret suçundan, ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2. Tehdit suçundan, ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrilere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
3. İşyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 116 ncı maddesinin ikinci fıkrası,
62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz isteği; üzerine atılı suçu işlemediği, tekerrür hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığına, lehe hükümlerin yerinde olmayan gerekçelerle uygulanmadığına, eksik inceleme sonucu karar verildiğine, vesaire ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin süre tutum dilekçesiyle kararı temyiz ettiği anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın olay tarihinde avukat olan katılan …’nin çalıştığı hukuk bürosuna gittiği ve odasına izinsiz olarak girerek katılana hitaben “Oğlum hakkında dava açmışsınız, oğluma dava açacak adam anasının karnından çıkmadı, haraççı mısınız lan ibn.ler, bunu senin yanına bırakmıyacağım, onun için burdayım, … seni oyarım, çoluk çocuğun var hepsinden hesap sorarım.” şeklinde sözler söylediği, bu sırada avukat olan katılan …,’nin de içeri girerek sanığı dışarı çıkarmaya çalıştığı, sanığın bu sefer de katılan …’ye “Çık lan aradan sen kim oluyorsun, hepinizi oyacağım, siz çete misiniz, haraç mı alıyorsunuz, yaptığınızı asla yanınıza bırakmıyacağım.” dediği, böylelikle üzerine atılı suçları işlediğinin, katılanların birbirini doğrular mahiyetteki istikrarlı beyanları ve tarafsız tanık …’nün anlatımıyla sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılan …’ye yönelik sözlerinin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, nezaket dışı, kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
2.Kabule göre, de
a. Sanığın her iki katılana yönelik tehdit ve hakaret eylemlerinin kısa zaman dilimi içerisinde ve aynı olayın devamı niteliğindeki davranışlarla gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından belirlenecek temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince artırılması gerekirken, bu suçlardan ayrı ayrı iki kez hüküm kurulması,
b. Adli sicil kaydına göre birden fazla sabıkası bulunan mükerrir sanık hakkında, hangi ilamın tekerrüre esas alındığının denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilmemesi,
c. Sanığın, mükerrir olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği ayın Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile 116 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlara ilişkin seçenek yaptırımlardan tercih edilen hapis cezalarının 50 nci maddenin ikinci fıkrası gereğince adli para cezalarına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,

d. Tehdit, hakaret ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçları yönünden 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 saıylı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.