Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/21530 E. 2021/19875 K. 17.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21530
KARAR NO : 2021/19875
KARAR TARİHİ : 17.06.2021

KARAR

Hakaret suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 29, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 860,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2020 tarihli ve 2018/514 esas, 2020/65 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16/03/2021 gün ve 2021/28544 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “1-) Müştekinin 15/02/2019 tarihli oturumda sanık hakkında şikayetçi olmadığını beyan ettiği ve sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanın da bulunmadığının anlaşılması karşısında, soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı 5237 sayılı Kanun’un 125/1. maddesinde düzenlenen yargılamaya konu hakaret suçu yönünden düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,
2-) 5237 sayılı Kanun’un 129/1. maddesinde yer alan “Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” şeklindeki hüküm ile hakaret suçlarına özel tahrik düzenlemesi yapıldığı, somut olayda Mahkemece sanığın hakaret fiilini, müştekinin haksız eyleminden dolayı tahrik altında işlediğinin kabul edilmesine rağmen, yapılan haksız tahrik uygulamasında, hakaret suçuna ilişkin özel hüküm olan ve daha lehe düzenlemeler içeren 5237 sayılı Kanun’un 129. maddesi yerine, aynı Kanun’un 29. maddesinin uygulanmasında,
İsabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
1 numaralı kanın yararına bozma istemi yönünden
5237 sayılı TCK’nın 131/1. maddesinde, “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır.” hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun’un 73. maddesinin 4. fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür.” hükümleri düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.” hükmü yer almaktadır.
İncelenen somut olayda; mağdurun 17/11/2016 tarihli oturumda şikayetten vazgeçtiği sanığa ise şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan TCK’nın 125/1, 62 maddeleri uyarınca sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/10/2020 tarih ve 2018/18-589 E, 2020/421 sayılı ilamında belirtildiği üzere, TCK’nın 74. maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatına, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak TCK’nın 73. maddesinin dördüncü ve CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
2 numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden
Her ne kadar hakaret suçuna ilişkin özel hüküm olan ve daha lehe düzenlemeler içeren 5237 sayılı Kanun’un 129. maddesi yerine, aynı Kanun’un 29. maddesinin uygulanmasın da kanun yararına bozma konusu yapılması istenmişse de bir nolu isteme ilişkin bozmanın niteliğine göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret suçundan sanık … hakkında, Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04/02/2020 tarihli ve 2018/514 esas, 2020/65 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanunun 4-d fıkrası uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4. ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE,
3- Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 17/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.