YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30152
KARAR NO : 2021/25657
KARAR TARİHİ : 27.10.2021
KARAR
Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265/1, 50/1-a ve 52. maddeleri gereğince 3.600,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2011 tarihli ve 2010/383 esas, 2011/122 sayılı kararının, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 08/12/2014 tarihli ve 2013/11150 esas, 2014/12304 karar sayılı ilamıyla bozulmasını müteakip, yapılan yargılama neticesinde sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 265/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, önceki kararın sanık tarafından temyiz edilmesi sonucunda lehine bozulduğundan bahisle yeniden verilen hükmün daha ağır olamayacağı gerekçesiyle neticeten 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/05/2015 tarihli ve 2015/146 esas, 2015/360 sayılı kararının 14/07/2015 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 15/04/2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanması ile ilk kararın sanık tarafından temyiz edilmesi sonucunda lehe bozulduğu, bu halde yeniden verilen hükmün önceki belirlenen cezadan ağır olamayacağından sanık hakkındaki infazın 6 ay hapis cezası üzerinden yapılmasına dair Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2020 tarihli ve 2020/636 esas, 2020/594 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre,
1- Sanığın görevi yaptırmamak için direnme eylemi nedeniyle Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2011 kararı ile 3.600,00 Türk lirası adli para cezası uygulanmasına dair karar verilmesini takiben, anılan kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 08/12/2014 tarihli ilamı ile bozulduğu, ancak Mahkemenin kararına karşı sadece sanık tarafından temyize başvurulduğu, aleyhe temyiz yoluna başvurulmadığı ve söz konusu kararın da sanık aleyhine bozulmadığı, bu halde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri” başlıklı 307/5. maddesinde yer alan, “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.” şeklindeki düzenleme uyarınca Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 08/12/2014 tarihli ilamından önce tayin olunan cezanın sanık lehine kazanılmış hak teşkil edeceği ve yeniden kurulan hükümde netice cezanın 3.600,00 Türk lirası adli para cezası olarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde;
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/11/2014 tarihli ve 2013/830 esas, 2014/502 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesine göre hükmün açıklanmasına yönelik kararda; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Kanun’un 34 ve 230. maddeleri uyarınca hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtlar ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekirken, gerekçesiz olarak ve sadece hükmün açıklanması geri bırakılan karara atıf yapılmak suretiyle hüküm kurulmasında,
İsabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
1- “1”numaralı istem açısından yapılan değerlendirmede,
Sanık hakkında Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15.03.2011 tarih 2010/383 E., 2011/122 K. sayılı ilamıyla görevi yaptırmamak için direnme suçundan 3600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmak üzere kararın bozulduğu, ancak bozma sonrasında görevi yaptırmamak için suçundan kurulan hükümde sanık hakkında 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesine aykırı olarak 6 ay hapis cezasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
2- “2” numaralı istem açısından yapılan değerlendirmede,
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Anayasanın 141/3. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230. maddesinde; (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu’nun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı Maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.” hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun’un 289. maddesinin (g) fıkrasında da hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayılmıştır.
İnceleme konusu dosyada; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiillerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak sadece hükmün açıklanması geri bırakılan karara atıf yapılmak suretiyle gerekçesiz hüküm kurulmuştur.
Bu çerçevede mahkemece yazılan gerekçenin CMK’nın 230. maddesindeki unsurları içermemesi ve bu durumun aynı Kanun’un 289/1-g maddesine göre hukuka kesin aykırılık halini oluşturması karşısında, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık … hakkında, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24/12/2020 tarihli ve 2020/636 esas, 2020/594 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
2- CMK’nın 309. maddesinin 4-b fıkrası gereğince sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 27/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.