Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/30182 E. 2021/25836 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30182
KARAR NO : 2021/25836
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

KARAR

Sanık … hakkında hakaret suçundan yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1 ve 129/3. maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, yine anılan sanığın tehdit suçundan ise, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanık … hakkında hakaret suçundan yapılan yargılama sonucunda da, 5237 sayılı Kanun’un 125/1 ve 129/3. maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2018 tarihli ve 2017/131 esas, 2018/198 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06/04/2021 gün ve 2021/39818 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında;
1- Hakaret suçu yönünden yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, sanıkların 11/07/2017 tarihli duruşmada, karşılıklı olarak şikayetçi olmadıklarını beyan etmiş olmaları karşısında, sanıklara isnat edilen ve 5237 sayılı Kanun’un 125/1. maddesi kapsamında kalan hakaret suçunun takibi şikayete bağlı suçlardan olduğu gözetilerek, sanıklar hakkındaki kamu davasının, 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi hükmünce düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinde,
2- Tehdit suçu yönünden yapılan incelemede;
a) Dosya kapsamına göre, sanık …’ün üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun, 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/1-b maddesinin 3. alt bendi gereğince uzlaşma kapsamına alınmış olması karşısında, yargılama sırasında müşteki ve sanığa kovuşturma evresinde usulüne uygun uzlaşma teklifi yapılmadığı cihetle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilip uzlaştırma işlemlerinin yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
b) Kabule göre de,
1- Mahkemesince, taraflar arasında husumet bulunduğu, mağdur … ve ailesinin sanığa yönelik tahrik edici konuşmalarının olduğu, olay tarihinde karşılaştıklarında, mağdurun hakareti üzerine sanığın karşılık verdiği, ardından sanığın yaralama ve tehdit eylemlerinde bulunduğu, sanığın haksız tahrik altında üzerine atılı suçu işlediğinin kabul edilmesine, hakaret suçunda özel tahrik maddesi olan 5237 sayılı Knun’un 129, yaralama suçunda ise anılan Kanun’un 29. maddelerinin uygulanmış olmasına karşın, tehdit suçundan verilen hapis cezasında, sanık hakkında haksız tahrik hükmü gereğince indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Sanık …’ün, aralarında çıkan tartışma neticesinde elinde bulunan bıçak ile mağdur …’ı yaraladığı ve … Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2018 tarihli kararında ayrıca kasten yaralama suçundan da mahkumiyetine karar verilmiş olması karşısında, yaralama eyleminin gerçekleştiği sırada “Seni …’da yaşatmayacağım” demek suretiyle tehdit etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin kesintiye uğramaması karşısında, sanığın eyleminin sadece silahla kasten yaralama suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılıp değerlendirilerek, eylemin tek kabul edilmesi halinde tehdit suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
1 numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden;
5237 sayılı TCK’nın 131/1. maddesinde, “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır.” hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun’un 73. maddesinin 4. fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür.” hükümleri düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.” hükmü yer almaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; mağdurların 11/07/2017 tarihli oturumda şikayetten vazgeçtiği, sanıklara ise şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan TCK’nın 125/1, 62 maddeleri uyarınca sanıklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarih ve 2018/18-589 E, 2020/421 sayılı ilamında belirtildiği üzere, TCK’nın 74. maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatına, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanıkların şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanıkların atılı suçu işlediğinin sabit olması ancak karşılıklı hakaret edilmesi nedeniyle ceza verilmesine ver olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak TCK’nın 73. maddesinin dördüncü ve CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
2- a numaralı kanuna yararına bozma istemi yönünden;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. ve devamı maddelerinde düzenlenen uzlaştırma müessesesinde 24/11/2016 tarihinde kabul edilen 6763 sayılı Yasa ile köklü değişiklikler yapılmıştır. 6763 sayılı Kanun 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
6763 Sayılı Kanun ile değişiklik öncesi şikayete bağlı suçlar ile şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç olmak üzere TCK’nın 86.maddesi), taksirle yaralama (TCK’nın 89. maddesi), konut dokunulmazlığının ihlali (TCK’nın 116. maddesi), çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (TCK’nın 234. maddesi), ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (TCK’nın 234. maddesi, dördüncü madde hariç) ve özel kanunlarda uzlaşmaya tabi olduğu belirtilen suçlar uzlaşmaya tabi suçlar idi. Bu genel kuralın istisnası olarak da soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa da etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar uzlaşma kapsamında değildi. Ana kuralın bir diğer önemli istisnası da uzlaştırma kapsamına giren bir suçun uzlaşma kapsamına girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi durumu idi ki, bu durumda da uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı yaptırım altına alınmıştır.
İnceleme konusu somut olayda: Tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunmayan silahla kasten yaralama suçu ile birlikte işlendiği ve CMK 253/3. maddesine göre uzlaşma kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu mahkeme kararında uzlaştırma hükümleri yönünden bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2- b-1 ve 2-b-2 numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden;
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.( Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 gün ve 260/281 sayılı kararında ise, olaya ilişkin tüm deliller toplanıp, değerlendirilip suçun oluştuğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğuna göre, delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda;
Sanık …’ün aralarında çıkan tartışma neticesinde müşteki …’ı bıçakla yaraladıktan sonra “seni Kamanda yaşatmayacağım” şeklinde tehdit ettiği olayda sanığın kasten yaralama ve tehdit suçlarından mahkumiyetine karar verilmesinin ve TCK’nın Kanunun 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı bizatihi mahkemenin takdirine ilişkin olduğu, takdir hakkını bu yönde kullanarak uygulama yapmıştır.
Takdire ilişkin konular, olağanüstü kanun yolu olan, Kanun yararına bozma yoluyla denetlenemeyeceğinden kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmek gerekmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- “2-a”, “2-b-1” ve “2-b-2” nolu istemlere yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2- “1” nolu isteme yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
a- Hakaret suçundan sanıklar … ve … hakkında hakkında, … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/07/2018 tarihli ve 2017/131 esas, 2018/198 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
b- Aynı Kanunun 4-d fıkrası uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; sanıklar … ve … hakkında hakaret suçundan açılan kamu davalarının, TCK’nın 73/4. ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE,
c- sanıklar … ve … hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına,
3- Dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 01/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.