Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/30191 E. 2021/23461 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30191
KARAR NO : 2021/23461
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

KARAR

Hakaret suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/06/2020 tarihli ve 2020/79682 soruşturma, 2020/41729 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07/09/2020 tarihli ve 2020/4488 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda twitter isimli sosyal medya üzerinde şüphelinin olay tarihinde müştekiye hitaben yaptığı paylaşımla hakaret suçunun işlendiği iddiası ile yapılan şikâyet üzerine, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, şikayete konu sosyal paylaşım siteleri üzerinden yapılan benzer şikayetlere ilişkin evrakların İl Emniyet Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne ve müşteki tarafların ikamet adresi itibarı ile İlçe Emniyet Asayiş Büro Amirliğine gönderilerek olayın aydınlatılması ve fail yada faillerin tespitinin talep edilmesi üzerine yürütülen tahkikat işlemleri sonucu söz konusu internet sitelerinin server hizmeti sunan şirketlerinin ana merkezinin Amerika Ülkesi olduğunun, somut olayda iletinin gerçekleştirildiği sitenin Türkiye temsilciliğinin bulunmadığının, bu nedenle sitenin yurt dışı bağlantılı olması nedeni ile IP adres tespit çalışmasının yapılamadığı gibi herhangi bir yazışma işleminin de gerçekleştirilemediğinin, site kullanıcılarının açık adres ve kimlik bilgilerinin de saptanamadığının bildirildiği, facebook, whatsapp, twitter gibi sosyal paylaşım siteleri ile ilgili olarak yapılan istinabe taleplerini ABD adIî makamlarının genellikle olumlu cevaplamadığı, açık kimliği saptanamayan fail yada faillerin müştekiye yönelik atılı ileti yolu ile hakaret suçunu gerçekleştirdiklerine ilişkin kovuşturma yapılmasını sağlayacak ve imkan verecek nitelik ve yeterlilikte somut delil elde edilememesi, olay failinin açık kimlik ve adresinin saptanamadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07/12/2020 tarihli ve 2020/18645 esas, 2020/18540 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; müştekinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada, Twitter adlı sosyal medya hesabı ile ilgili açık kaynak araştırması yapılması, şüpheli veya şüphelilerin kimlik bilgilerinin kolluk marifetiyle tespit edilmeye çalışılması, şüphelinin kimlik bilgilerinin tespiti durumunda savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden soruşturmanın genişletilmesi kararı yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme;
CMK’nın 160/1. maddesinde, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya haşlar.”, 160/2. maddesinde “Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK’nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK’nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Her ne kadar ABD’nin hakaret suçlarına ilişkin istinabe taleplerine yanıt vermediğinden IP adresinin ve şüphelinin tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK’nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı içerisinde soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 07/09/2020 tarihli ve 2020/4488 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-CMK’nın 309. maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 05/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.