Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/30749 E. 2021/30221 K. 28.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30749
KARAR NO : 2021/30221
KARAR TARİHİ : 28.12.2021

KARAR

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanık … ‘ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123/1 ve 52. maddeleri uyarınca 1.800,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adana (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/11/2009 tarihli ve 2009/428 esas, 2009/1317 sayılı kararı ile aynı suçtan adı geçen sanığın 5237 sayılı Kanun’un 123/1. ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Adana (Kapatılan) 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 14/02/2012 tarihli ve 2010/1868 esas, 2012/334 sayılı kararlarının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18/06/2021 gün ve 2021/61689 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında her iki dosyada 06/02/2008, 04/06/2008 ve 22/09/2008 tarihlerinde cezaevinden müştekiye yazarak gönderdiği mektuplardan dolayı kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyetine hükmedilmiş ise de, sanık hakkında 13/07/2008 tarihinden önce farklı zamanlarda benzer nitelikte yazdığı mektuplardan dolayı Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19/09/2008 tarihli ve 2008/34999 soruşturma, 2008/17218 esas, 2008/4497 sayılı iddianamesi ile açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda sanığın cinsel taciz ile kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından mahkumiyetine ilişkin Adana (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/11/2009 tarihli ve 2008/1007 esas, 2009/1224 sayılı kararının, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 18/06/2013 tarihli ve 2012/548 esas, 2013/7820 karar sayılı ilâmında, “….Mağdureye cinsel içerikli ifadeler içeren mektuplar gönderen sanığın zincirleme şekilde gerçekleşen eyleminin yalnızca TCK’nın 105/1. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilemeyerek, ayrıca kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,….” şeklinde belirtilen gerekçe ile bozulması da gözetildiğinde, sanığın müştekiye 06/02/2008, 04/06/2008 ve 22/09/2008 tarihlerinde yazdığı mektuplardaki cinsel içerikli ifadelerin zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Ceza Genel Kurulunun 25/10/1993 gün ve 260/281 sayılı kararında ise, olaya ilişkin tüm deliller toplanıp, değerlendirilip suçun oluştuğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğuna göre, delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davaları açıldığı, mahkemece deliller değerlendirilip takdir edilmesi sonucu eylemlerin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğundan bahisle mahkumiyet kararları verilmiştir. Delil takdiri yapılarak verilen bu kararlar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, Kanun yararına bozma isteminin takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi şartlarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 28/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.