Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/30839 E. 2021/27214 K. 22.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30839
KARAR NO : 2021/27214
KARAR TARİHİ : 22.11.2021

KARAR

Hakaret ve tehdit suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Kilis Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06/11/2020 tarihli ve 2020/4833 soruşturma, 2020/4093 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Kilis Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/01/2021 tarihli ve 2020/4214 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23/06/2021 gün ve 2021/71128 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şikâyet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, şüpheli hakkında kamu davası açmayı gerektirir yeterli delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, mağdur çocuk … …’ın 23/05/2020 tarihli kolluk beyanında, şüphelinin kafasına silah dayayarak “çıkar parayı yoksa seni sinkaf ederim” şeklinde hakaret ve tehditte bulunduğunu, bu olaya …… isimli şahısların da şahit olduğunu beyan etmesine karşın savcılıkça anılan şahıslar tanık sıfatıyla dinlenmeden, keza mağdur baba … …’ın 23/05/2020 tarihli kolluk beyanında, şüphelinin kendisini cep telefonu ile arayarak, “…o. Çocuğu senin a…na koyacam, seni sinkaf ederim.” şeklinde hakaret ettiğini, cep telefonunun bütün aramaları kaydetme özelliği bulunduğu için anılan görüşmenin de kayıt altına alındığını beyan etmesi karşısında, söz konusu kaydın bilirkişi vasıtasıyla çözümü yaptırılıp dosya içine alınmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir..” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
CMK’nın 160/1. maddesinde, “Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya haşlar.”, 160/2. maddesinde “Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK’nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK’nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
İncelenen somut olayda; Müşteki beyanından başkaca delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, müştekinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada Cumhuriyet Başsavcılığınca etkin bir soruşturma işleminin yapılmadığı, mağdur çocuk … …’ın olayı gördüklerini beyan ettiği … ile sanığın kardeşlerinin bilgisine başvurulmadan; mağdur baba … …’ın suça konu telefon görüşmesini kaydettiğini ve CD’ ye aktarabileceğini beyan etmesi karşısında, sözkonusu kaydın bilirkişi vasıtasıyla çözümü yaptırılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Kilis Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/01/2021 tarihli ve 2020/4214 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- CMK’nın 4-a maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 22/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.