Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/30840 E. 2021/26297 K. 04.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30840
KARAR NO : 2021/26297
KARAR TARİHİ : 04.11.2021

K A R A R

Tehdit suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53/1. fıkrasındaki haklardan yoksun bırakılmasına dair, Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/02/2020 tarihli ve 2018/1142 esas, 2020/279 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında;
“1)5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1. maddesinin 1. fıkrasına göre, kişinin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak hak yoksunluğu uygulanacak olması karşısında, hakkında hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilen sanığın anılan Kanun’un 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
2) 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1 ve 62/1. maddeleri uyarınca belirlenen 150 gün adli para cezasının, anılan Kanun’un 52.maddesi uyarınca bir gün karşılığı olarak belirlenen 20,00 Türk lirası ile çarpılması neticesinde 3.000,00 Türk lirası adli para cezasına hükmolunması yerine, 300 gün üzerinden hesaplama yapılarak 6.000,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Tebligat Kanunu’nun “tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” konu başlıklı 21. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkra uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükümlerini içermektedir.
Anılan Kanun’un “adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti” konu başlıklı 35. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ise; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu açıklamalara göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. Maddesi uyarınca öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese tebligat çıkarılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca bu adrese tebligat yapılması, adres değiştiren muhatabın yerleşim yeri adresinin de bulunmaması durumunda ise anılan Kanun’un 35. maddesine göre tebliğ işleminin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; katılan … ‘in yokluğunda kurulan hükmün, duruşmada bildirdiği adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın iade edilmesi üzerine bu sefer adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre kararın tebliğ edilmesi gerekirken, yerleşim yeri adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi üzerine, anılan Kanun’un 35. maddesine göre karar tebliğ edilmiş ise de, katılanın yerleşim yeri adresinin bulunması nedeniyle tebliğ işleminin usulsüz olduğu, dolayısıyla kanun yararına bozma talebine konu edilen Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06/02/2020 tarihli ve 2018/1142 esas, 2020/279 sayılı kararının usulünce kesinleştirilmediği anlaşıldığından, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, kanun yararına bozma yoluna konu edilebilecek kesinleşmiş bir hüküm bulunmaması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2-Dosyanın, katılan … ‘e kararın usulünce tebliğ edilip, süresinde başvuruda bulunulması halinde istinaf incelemesi için ilgili istinaf dairesine gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.