YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30841
KARAR NO : 2021/27213
KARAR TARİHİ : 22.11.2021
KARAR
Hakaret suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/2, 125/4, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2020 tarihli ve 2020/327 esas, 2020/1084 sayılı kararına karşı yapılan itirazın sanığın geçmişteki Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/362 esas, 2012/1067 sayılı kararına dair sabıka kaydı bulunmasına rağmen kasıtlı suçtan mahkumiyetinin olmaması yönündeki hatalı kabul kararı verildiği gerekçesiyle kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına dair Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/01/2021 tarihli ve 2021/106 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/06/2021 gün ve 2021/71096 sayılı istem yazısıyla dava dosyaları Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, her ne kadar itiraz mercii Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesincen sanığın geçmişteki Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/362 esas, 2012/1067 sayılı kararına dair sabıka kaydı bulunmasına rağmen kasıtlı suçtan mahkumiyetinin olmaması yönündeki hatalı kabul kararı verildiği gerekçesiyle ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2020 tarihli ve 2011/362 esas, 2012/1067 sayılı ek kararı ile sanığın adlî sicil kaydında bulunan Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/06/2012 tarihli ve 2011/362 esas, 2012/1067 sayılı kararına dayanak suçun uzlaşma kapsamına alınarak edimli uzlaşmanın sağlandığı gerekçesiyle açılan kamu davasının düşürülmesi ile anılan kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi karşısında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin yerinde olduğu gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”
müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında hakaret suçundan 1.740 TL adli para cezasına hükmedilip CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, isnat edilen suçun somut zarar suçu olmadığı ve sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiği görülmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik mahkeme kararına itiraz üzerine, itirazı inceleyen Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi sanığın kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ortadan kaldırılmasına karar vermiştir
Ancak; sanığın adli sicil kaydında yer alan Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/362 esas, 2012/1067 karar sayılı ilamına konu suçun TCK’nın 155/2 .maddesinde düzenlene suç olduğu ve 24/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik CMK’nın 253/1. madde hükmü uyarınca bahse konu suçun uzlaştırma kapsamına alındığı, mahkemece yapılan araştırmada tarafalar arasında uzlaşma sağlandığı ve bu sebeple düşme kararı verilip kesinleştiği , sanığın adli sicil kaydından başkaca engel mahkumiyetin bulunmadığı anlaşıldığından
hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif ve subjektif koşullarının oluşması karşısında, itiraz merciince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile itirazın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret suçlarından sanık … hakkında, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/01/2021 tarihli ve 2021/106 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 22/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.