YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/35291
KARAR NO : 2021/30069
KARAR TARİHİ : 23.12.2021
KARAR
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1 ve 106/1-2. maddeleri uyarınca 3 ay ve 1 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, cezalarının aynı Kanun’un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair, Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/02/2021 tarihli ve 2021/4 esas, 2021/85 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında;
“Dosya kapsamına göre, sanık hakkında kurulan hükmün gerekçe kısmında, yargılamanın basit yargılama usulüne tabi olarak yapıldığı ve sanık hakkında verilen hapis cezalarından 7188 sayılı Kanun’un 251. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapıldığının belirtilmesine rağmen, sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından verilen hapis cezaları üzerinden, 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251/3. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılmaksızın karar verilerek hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturulması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinin “kendisine tebligat yapılacak kimseler gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklinde düzenlendiği,
Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30/1. maddesinde ”adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclis üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” biçiminde düzenlemeye yer verildiği,
Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; anılan Kanun’un 21/1. maddesine göre yapılan tebliğ evrakında, bilgisine başvurulan ve haber verilen komşunun imzadan imtina hakkı bulunmakta ise de, isimden imtina hakkı bulunmadığı, buna göre, sanık …’ın yokluğunda verilen kararın tebliğine ilişkin tebligat parçasında, muhatabın adreste geçici olarak bulunmama nedeniyle ilgili bilgi veren ve haber kağıdının kapıya yapıştırıldığına dair kendisine haber verilen kişinin isim ve imzasının yer almadığı gibi, imzadan çekinme nedeninin de belirtilmediği, bu sebeplerle tebliğin usulsüz olduğu, dolayısıyla kanun yararına bozma talebine konu edilen Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/02/2021 tarihli ve 2021/4 esas, 2021/85 sayılı kararının usulünce kesinleştirilmediği anlaşıldığından, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, kanun yararına bozma yoluna konu edilebilecek kesinleşmiş hüküm bulunmaması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2-Dosyanın, sanık …’a kararın usulünce tebliğ edilip, süresinde başvuruda bulunulması halinde itiraz incelemesi için değerlendirmeye alınması, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.