YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/37847
KARAR NO : 2021/29692
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
KARAR
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair Karaman 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.01.2009 tarih ve 2007/114 esas, 2009/90 karar sayılı hükümlerin sanık … tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 30/09/2013 tarihli 2013/25372 esas, 2013/ 23992 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunmasına karşın, TCK’nın 58. maddesi uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
TCK’nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1 maddesinin a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık …’ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, TCK’nın 53/l-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükümler, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 30/09/2013 tarihinde oy birliğiyle ” karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2021 tarih ve KD-2021/ 556 Karar Düzeltme sayılı yazısı ile;
” Sanığın hüküm tarihinde aynı yargı çevresinde bulunan Karaman M tipi Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduğunun UYAP kayıtlarında yapılan inceleme ile anlaşılması ve sanığın sorgusunda duruşmadan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 29/01/2009 tarihli son duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmıştır.
1-Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesi’nin 30/09/2013 gün ve 2013/25372 esas – 2013/23992 sayılı Düzeltilerek Onama kararının kaldırılmasına,
2-Karaman 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 29/01/2009 gün ve 2007/114 esas – 2009/90 karar sayılı hükmünün yukarıda izah edilen sebeple BOZULMASINA,
3-İtirazın Dairece yerinde görülmemesi halinde dosyanın Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine,” biçimindeki talebiyle itirazda bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
HUKUKSAL DEĞERLENDİRME
CGK’nun 14/05/2020 tarih, 2019/6-77 esas ve 2020/205 sayılı kararında da belirtildiği üzere “Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir.
Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabul edilen bir hususta sanığın, bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbir inisiyatifinin olmadığının kabulü halinde hakkın varlığından da söz edilemeyecektir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12 Şubat 1985 tarihli Colozza ve Rubinat/İtalya ile 25 Kasım 1997 tarihli Zana/Türkiye kararlarında, sözleşmeyle garanti altına alınan bir hakkın kullanılmasından vazgeçilmesinin, bunun açıkça söylenmesiyle mümkün olabileceği belirtilmiş olup, buna göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmesi de ancak bu hususu açıkça söylemesiyle mümkün olacaktır”.
5271 sayılı CMK’nın ”sanığın duruşmadan bağışık tutulması” başlıklı 196. maddesi uyarınca; Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizcede benimsenen 03/04/2018 tarih, 2014/851 esas ve 2018/144 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın, Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mâhkumiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğindedir.
İnceleme konusu olayda Uyap sisteminden yapılan kontrolde sanık …’ın 20/02/2003- 26/03/2009 tarihleri arasında Karaman M Tipi kapalı ceza infaz kurumunda hükümlü bulunduğu tespit edilmiştir. Sanık karar tarihinde ve savunmasının alındığı tarihte cezaevinde olup, kendisine CMK’nın 196/1 maddesi gereğince duruşmalardan bağışık tutulma hakkı hatırlatılmamış olup, cezaevinde olduğu tespit edilen celselerde ve hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mahkumiyetine karar verilmiştir.
KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği karar düzeltme yazısındaki düşünce yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca, 30/09/2013 tarihli 2013/25372 esas ve 2013/23992 karar sayılı ilamın, yeniden incelenmesi sonucu;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçesi yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 30/09/2013 tarihli 2013/25372 esas ve 2013/23992 karar sayılı ilamın itiraz nedeniyle sınırlı olarak KALDIRILMASINA,
Yargılama süresince başka suçtan Karaman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olan ve duruşmalardan vareste tutulmaya dair bir talebi bulunmayan sanık …’ın kısa kararın okunduğu oturuma getirtilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı ve itiraz nedenleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.