YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/436
KARAR NO : 2021/25990
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma, fuhuş, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre ve sanık …’ın yokluğunda verilen kararın, duruşmada bildirdiği en son adres ile aynı olan MERNİS adresine öncelikle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliği, bunun mümkün olmaması durumunda ise aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek, Yerel Mahkemenin sanık … hakkındaki temyiz isteminin reddine ilişkin karar kaldırılarak dosya görüşüldü:
A- Sanık … tarafından temyiz dilekçesinin, CMUK’nın 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süresinde verilmediği anlaşıldığından,
Yerel Mahkemece verilen temyiz isteminin reddine ilişkin ek karara yönelik sanık …’ın temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden, tebliğnameye uygun olarak Yerel Mahkemenin redde ilişkin ek kararının ONANMASINA,
B- Diğer hükümlere yönelik temyiz isteğine gelince,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
a- Sanıklar …, …, …, … ve …’ye yükletilen suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulama olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar … vasisi, sanıklar …, … müdafileri, sanıklar … ve …’ın temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca bu aykırılık, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen kararların açıklanan noktasının; tebliğnameye uygun olarak, hükümlerin ilgili kısmından “TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması” biçiminde HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
b- Diğer hükümlerin temyizine gelince;
1- Mağdurlar … ve …’un sanıklar … ve …’ın kendilerine fuhuş yaptırmadığı yönündeki beyanları, örgüt faaliyeti çerçevesinde başka bir kişi yada kişilerin bu mağdurlara fuhuş yaptırmaması, sanıkların aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmemesi ve tüm dosya kapsamına göre sanıklar … ve …’ın mağdurlar … ve …’a fuhuş yaptırdıklarına ilişkin, mahkumiyetlerine, yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bu mağdurlara yönelik fuhuş suçundan beraatleri yerine ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2- Sanık …’ın mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’a yönelik, sanık …’ın mağdurlar …, …, …, …, …, …, … ve …’a yönelik fuhuş suçunu TCK’nın 220/5. maddesi gereğince örgüt yöneticisi sıfatıyla örgütün faaliyeti çerçevesinde mi işledikleri, yoksa bu mağdurlara yönelik fuhuş suçundan bizzat fail olarak mı sorumlu olduklarının karar yerinde gösterilmemesi,
3- Sanık …’ın mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’a, sanık …’ın mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …,…, …, … ve …’a, sanık …’nin mağdurlar …, …, …, …, …’a, sanık …’ın mağdur …’ya, sanık …’ın mağdur …’a, sanık …’ın mağdurlar … ve …’ı cebir veya tehdit kullanarak, hile ile yada çaresizliklerinden faydalanarak fuhuşa sevk ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde haklarında bu mağdurlara yönelik kurulan hükümlerde TCK’nın 227/4. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
4- Sanık …’ın mağdurlar …, … ve …’ın, sanık …’ın mağdurlar …, …, … ve …’ın, sanık …’nin … ve …’ın fuhuş yapmasına bir kez aracılık etmelerine karşın bu mağdurlara yönelik fuhuş suçundan kurulan hükümlerde TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
5- Sanık …’nin, mağdur …’ye yönelik fuhuş suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, mağdurun sanığın kendisine fuhuş yaptırmadığı yönündeki beyanı, sanığın aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmemesi ve tüm dosya kapsamına göre mağdura fuhuş yaptırdığına ilişkin, savunmanın aksine mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanık …’nin bu mağdura yönelik fuhuş suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
6- TCK’nın 220. maddesinde tanımlanan “örgütün” varlığının kabul edilebilmesi için, hiyerarşik ilişki içinde olan en az üç kişiden teşekkül etmesi, örgütün yapısının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme ile işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket etmesi ve bu amaçlar doğrultusunda faaliyette bulunup, “devamlılık” göstermesi gerekir.
Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek amacı için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilecektir. Ancak, amaçlanan suçları işlemede kolaylık sağladığından, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan örgütün varlığı için, amaç suçları işleme zorunluluğu olmadığı da dikkate alındığında, devamlılığın belirlenmesi noktasında yalnız amaç suçların sürekli bir şekilde işlenmesi değil, öncelikli olarak, amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının mevcut olup olmadığının araştırılması zorunludur.
Sanık …’ın savunması, iletişim tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgütle organik bağ içerisinde olup hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanık …’ın suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan beraati yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi,
7- 6. nolu bozmaya uyulması halinde sanık …’ın mağdurlar … ve …’a yönelik fuhuş suçunu suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmediği halde hakkında bu mağdurlara yönelik fuhuş suçundan kurulan hükümlerde TCK’nın 227/6. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
8- Sanık …’ın kullandığı telefon hattından polis memuru müşteki …’e yönelik tehdit niteliğinde sözlerin bulunduğu mesajın atılmadığı, diğer sanık …’ı müştekiye tehdit içerikli mesaj atması yönünde azmettirdiğine dair de her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanık …’ın görevi yaptırmamak için direnme suçundan beraati yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi,
9- Sanık …’ın polis memuru …’e görevi bittikten sonra tehdit niteliğindeki sözler içeren mesaj attığı olayda; eyleminin tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıyla görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulması,
10- Sanıklar … ve …’ın müşteki …’e yönelik hakaret içerikli tek mesaj attıkları halde, hakaret suçundan kurulan hükümde TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
11- Sanık …’a ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen TCK’nın 265/1 ve 43. maddelerinin uygulanması suretiyle CMK’nın 226/2. maddesine aykırı davranılması,
12- UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre, sanık …’ın 05/08/2017 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, ölümün doğruluğu kesin biçimde saptanarak, sonucuna göre TCK’nın 64 ve CMK’nın 228. maddeleri gereğince bir karar verilmesi zorunluluğu,
13- Kabule göre de;
a- Sanıklar hakkında fuhuş suçundan kurulan hükümlerde, TCK’nın 227/6. maddesinin uygulanması sırasında hapis cezasının hesap hatası sonucu, 4 yıl 6 ay yerine 4 yıl 6 ay 10 gün, gün para cezasının da TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması sırasında 12 gün yerine 13 gün olarak olarak belirlenmesi,
b- TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … vasisi, sanıklar …, …, …, … müdafileri, sanıklar … ve …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye kısmen uygun olarak sanık … hakkındaki hükümlerin başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.