YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6025
KARAR NO : 2023/15865
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca 7 ay 23 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, eyleminin hakaret vasfı taşımadığına, olayların gerçek olduğuna ve katılanın söylemlerini gerçekleştirmiş olduğunun tanık beyanlarıyla sabit olduğuna, ancak Mahkemece tanık beyanlarına itibar edilmediğine, bildirdiği tanıklarının dinlenmediğine, şartları oluştuğu halde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, ertelemeye karar verilmediğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına, vesair, yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ve katılan arasında önceye dayalı husumet olduğu, sanığın … Sulh Ceza Mahkemesinde görülmekte olan kamu davasının 06.03.2014 tarihli duruşmasında savunma yaparken katılanı kastederek “Hırsızlık yapmıştı ve kadınlara sarkıyordu.” şeklinde hakaret içerir sözler sarfettiği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2. Sanığın, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında suça konu sözleri hakaret kastıyla söylemediğini beyan ettiği belirlenmiştir.
3. Katılanın her aşamada istikrarlı anlatımlarda bulunduğu tespit edilmiştir.
4. … Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/231 Esas sayılı dava dosyasına ait 06.03.2014 tarihli duruşma tutanağının aslı gibi onaylı sureti dava dosyasında mevcuttur.
5. Sanığa ait adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun’un 128 inci maddesinde düzenlenen ve Anayasanın 36 ncı maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” de söz konusu olamayacaktır.
Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; iddia ve savunma hakkının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmelerin, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakaret ve hatta iftira suçu oluşabilir.
İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnatların yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması lazımdır ancak, uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır. Uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez.
İncelenen somut olayda; ilgili … Sulh Ceza Mahkemesinin dava dosyasının incelenerek sanığın 06.03.2014 tarihli duruşmasında savunma yaparken söylediği ve davaya konu edilen ifadelerinin yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir bütün halinde dava konusu ile ilgili olup olmadığı ve 5237 sayılı Kanun’un 128 inci maddesi kapsamında “iddia ve savunma dokunulmazlığı” sınırları içinde kalıp kalmadığı tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
2. Kabule göre ise; sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamdaki tehdit ve hakaret suçlarının, 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin üçüncü alt bendi uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınmış olması ve 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasın uyarınca hakaret suçunun da uzlaşmaya tabi hale geldiğinin anlaşılması karşısında, sözü edilen suçlardan uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.03.2023 tarihinde karar verildi.