Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/1046 E. 2023/17382 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1046
KARAR NO : 2023/17382
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret

Hakaret suçundan sanık …’nin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ve 62 nci maddesi gereğince 1.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/159 Esas, 2019/612 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 gün ve 2022/165452 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/1-2. maddesindeki, “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” şeklindeki düzenlemeye nazaran,
Dosya kapsamına göre, … Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/159 Esas, 2019/612 Karar sayılı kararına konu hakaret suçuna ilişkin, … Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılarak 20.02.2019 tarihli ve 2018/17066 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı sonrası aynı eylem nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açılması için 5271 sayılı Kanun’un 172/2 nci maddesi uyarınca yeterli ve yeni delil olması ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamında sulh ceza hâkimliğince verilen bir kararın bulunmadığı gibi sanık hakkında açılmış bir kamu davası da bulunmadığı halde sanığın mahkûmiyetine karar verilemeyeceği gözetilmeden, sanığın hakaret suçundan yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun’un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da; “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde iddianame içeriğine göre sanık hakkında kasten yaralama suçundan dava açıldığı, hakaret suçundan ise 20.02.2019 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesine uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı gözetilmeden, dava konusu edilmeyen hakaret suçundan hüküm kurularak, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesine aykırı davranılması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Hakaret suçundan sanık hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/159 Esas, 2019/612 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan Kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, sanığa hakaret suçundan verilen 1740,00 TL adli para cezasının KALDIRILMASINA,
4. Bu suçtan hükmolunan cezanın çektirilmemesine,
5. Kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.