YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/16882
KARAR NO : 2024/1135
KARAR TARİHİ : 05.02.2024
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1987 E., 2019/806 K.
SUÇ : Göçmen Kaçakçılığı
HÜKÜM : Esastan ret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 232 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, tebliğ tarihinde cezaevinde bulunan sanığa cezaevi kanalıyla da temyiz dilekçesi verilebileceğinin kanun yolu açıklamasında bildirilmemesi suretiyle kanun yolu başvuru hakkının kullanılmasında yanılgı oluşturulduğu anlaşılmakla 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 79 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 54, 58 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, müsadereye ve sanığın gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, istinaf dilekçesinde bahsedilen hususların Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararında tartışılmaması sebebiyle kararın gerekçeden yoksun olduğuna, yaptığının suç olduğunu bildiğine ancak maddi imkansızlıklar sebebiyle teklifi kabul ettiğine, şüpheden sanığın yararlanacağına, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesini gerektirecek sebeplerin bulunmadığına, koşulları bulunmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulandığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
29.04.2019 tarihinde, sanığın yabancı uyruklu kişileri bir yerden bir yere sevk etmek amacıyla 25 …8 plaka sayılı araç ile bir süre il sınırları içerisinde dolaştığı ancak kolluk güçlerinin kontrolleri nedeniyle göçmenleri sevk edemediği, 30.04.2019 tarihinde sanığın, hakkında ayrıca soruşturma yürütülen C… isimli kişiden temin ettiğini beyan ettiği …. plaka sayılı araç ve araç içerisinde bulunan yabancı uyruklu 50 kişiyi 500 TL maddi menfaat karşılığında Balaban civarına götürmek istediği sırada kolluk güçleri tarafından fark edildiği, bir süre yaşanan kovalamaca sonucunda sanığın araç içerisinde yakalandığı, sanığın doğrudan doğruya maddî menfaat elde etmek maksadıyla yasal olmayan yollardan yabancı uyruklu 50 kişinin ülkede kalmasına imkân sağlamak amacıyla sevk işlemine başladığı, bu suretle göçmen kaçakçılığı suçunu işlediği İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Tutuklu sanığın ikinci oturumda duruşmaya bağsız olarak alındığı belirtilmeyerek 5271 sayılı Kanun’un 191 nci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılması ve tekerrür hükümlerine ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 58 nci maddesinin, aynı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığının belirtilmesinden önce uygulanması suretiyle hükmün karıştırılması sonuca etkili görülmemiş, adli para cezasına ilişkin hüküm fıkrasının dördüncü bendinde “Taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” ibaresine yer verilmek suretiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına muhalefet edilmesi infaz aşamasında gözetilebileceğinden dava yeniden görülme nedeni yapılmamış, sanığın atılı eylem nedeniyle tutuklu yargılanmasına karşın, “tutukluluk halinin devamına” karar verilmesi yerine “hükmen tutuklanmasına” karar verilmesi, sanık müdafii Av. …..’in yalnız soruşturma aşamasında görev aldığı halde karar başlığında sanık müdafii olarak gösterilmesi ve sanığın eyleminin İran sınırından yurdumuza yasadışı yollardan gelen 50 göçmeni Van’dan Edremit istikametine götürmek biçiminde gerçekleşmesine karşın, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 79 ncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yerine aynı fıkranın (b) bendinin uygulanması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiş, eleştiriler dışında İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
1. 30.04.2019 tarihli olay muhafaza altına alma ve yakalama tutanağı, göçmenlerin beyanları ve sanığın ikrar içeren savunması neticesinde sanığın üzerine atılı göçmen kaçakçılığı suçunu işlediğine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Her ne kadar sanık 09.07.2019 tarihli istinaf dilekçesinde, müdafiinin mazeretinin bulunduğu, delil topluyor olduğu, bu sebeple duruşmaya katılamadığı, kendisine süre verilmediği ve müdafiinin yokluğunda karar verildiği, bu suretle 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrasına muhalefet edildiğini iddia etmiş ise de; suç ve karar tarihinde sanığın üzerine atılı suçun alt sınırının beş yıldan az hapis cezasını gerektirmesi, 03.07.2019 tarihli oturumda sanığın müdafii istemediğini belirtmesi, vekaletnameli müdafii olduğuna ve süre istediğine ilişkin bir beyanının bulunmaması, sanığın vekaletnameli müdafii olduğuna ilişkin dosyada başkaca herhangi bir bilgi veya belgenin de bulunmaması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulama alanı bulamayacağı anlaşılmış ve sanığın savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin istinaf dilekçesindeki iddialarının reddi gerekmiştir.
3. Temel cezanın belirlenmesinde göçmen sayısı dikkate alındığında, Mahkemece suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen tehlike ve sanığın kastına dayalı kusurunun ağırlığı ile sanığın suça eğilimli uslanmaz kişiliği gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Mahkemece, yakalanan aracın 15 kişilik taşıma kapasitesi olmasına rağmen 50 kişinin taşınması nedeniyle suçun onur kırıcı bir muamele ile işlendiği, ayrıca sanığın dur ihtarına uymadığı ve içinde göçmenler bulunduğu halde ışık ihlali yaparak kaçmaya devam ettiği, bu şekilde göçmenlerin hayatı bakımından tehlike oluşturduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen artırımların uygulanmasında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
5. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmadığı anlaşılmıştır.
B. 5271 Sayılı Kanun’un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri De Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Sebepler Yönünden
Sanığa yükletilen göçmen kaçakçılığı eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Sanığın tekerrüre esas alınan ilamında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulandığı anlaşılmakla, sanığın ikinci kez mükerrir olduğunun tespiti ile cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı, ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması hususunda bir karar verilmemiş ise de, anılan maddede belirtilen hak yoksunluklarının uygulanması hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olup infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün olduğu belirlenerek yapılan incelemede sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2024 tarihinde karar verildi.