YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11210
KARAR NO : 2010/6715
KARAR TARİHİ : 03.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 31/08/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/04/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, etkili eylem ve hakaret nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayda; köy kurulu üyesi olan davacıya; taş atarak, hakaret içeren sözler söyleyen davalıların, etkili eylem suçundan cezalandırılmalarına, hakaret suçundan ise beraetlerine ilişkin olarak verilen kararın, cezalandırmaya ilişkin bölümünün Yargıtay’ca onandığı, beraete ilişkin bölümünün ise, söylenen sözlerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, olayın oluş biçimi, söylenen sözlerin niteliği, davacının görevi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına her bir davalı yönünden takdir edilen 250,00’şer TL manevi tazminat azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına davalının her biri yönünden 1.000,00’er TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat takdirine ilişkin 1 nolu bendinde yer alan “…250.00…”, “…250.00…” “…500.00…” biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…1.000,00…” “…1.000,00…” ve “…2.000,00…”sayı dizilerinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 7 nolu bendin tümden silinerek yerine 7 nolu bent olarak “7-Alınması gereken 108,00 TL harçtan peşin alınan 87,80 TL indirilerek artık 20,20 TL harcın davalılardan alınarak Hazine’ye gelir yazılmasına,” biçimindeki tümcenin yazılmasına; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.