Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2009/11402 E. 2010/6549 K. 01.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11402
KARAR NO : 2010/6549
KARAR TARİHİ : 01.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 26/02/2008 gününde verilen dilekçe ile hakkında hukuka aykırı işlem yapıldığı iddiasına dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Cezaevinde hükümlü olan davacı, … Cumhuriyet Savcısı olan davalının, cezalandırılmasına ilişkin kesinleşmiş kararlar nedeniyle hakkında düzenlediği müddetnamenin Anayasa ve yasalara aykırı olduğunu, yargı kararlarını yerine getirmeyen davalının olumsuz ve kötü niyetli tutumunun kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, husumetin kendisine değil Adalet Bakanlığı’na yöneltilmesi gerektiğini, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kesinleşmiş cezaları bulunan davacı hakkında düzenlediği müddetnameye karşı yapılan itiraz ve şikayetlerin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ve üst dereceli mahkemelerce incelenerek reddedildiğini ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacı vekiline 10.09.2008 günlü oturumda davacı vasisi …’ın davaya izin verildiğine dair yazılı açıklamasını ya da buna ilişkin vekaletnamesini dosyaya sunmak üzere 20 günlük kesin süre verilmiş ve kesin süreye uyulmadığı taktirde davanın reddine karar verileceği de belirtilmiştir. Davacı vekili hükümlü olan davacı hakkında … isimli kişinin vasilik görevinden alınarak yerine … isimli kişinin davacıya vasi olarak atanmasına ilişkin … 1. Sulh Hukuk Hakimliği’nin 19.07.2005 gün ve 2004/852-2005/118 sayılı karar ile bu vasi tarafından verilmiş vekaletnamesini kesin süreden sonra sunmuştur.
Medeni Yasa’nın 407. maddesi gereğince bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür. Aynı Yasa’nın 462/8. maddesi gereğince de kısıtlının dava açabilmesi için vasisinin izni yeterli olmayıp ayrıca vesayet
makamının da izni gerekir. Bu yönü kendiliğinden gözetmesi gereken yerel mahkemece, davacı yana kesin süre verilmesine ilişkin 10.09.2008 günlü oturum ara kararında bu olgu açıklanmadığından verilen kesin süre hukuki sonuç doğurmayacağından, istemin kesin süre nedeniyle reddedilmiş olması doğru değildir.
Yerel mahkemece, davacı vekiline vesayet makamından vasi adına dava açmaya izin alması için süre verilip davacı vasisinin veya vekilinin katılımı ile yargılama sürdürülerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.