Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/3932 E. 2010/6696 K. 03.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3932
KARAR NO : 2010/6696
KARAR TARİHİ : 03.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğeri aleyhine 30/4/2008 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 5/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Destekten yoksun kalma zararı belirlenirken, sigorta şirketince ödenen tazminat ve faizi hesaplanarak davacıların toplam destekten yoksun kalma zararından indirilmiş; her bir davacının zararı ayrıca gösterilmemiştir.
Sigorta şirketi tarafından davacıların miras paylarına göre ayrı ayrı hesaplanıp ödenen tazminatın, her bir davacı yararına hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından ayrı ayrı indirilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek, tüm davacıların zararından toplam ödeme tutarının indirilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davacılardan …’ün diğer temyiz itirazına gelince; davacı eş … eşinin ölümü nedeniyle 25.000,00 TL manevi tazminat istemiş, yerel mahkemece adı geçen davacı yararına 3.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir.
Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan
durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayda; ölenin adı geçen davacıya yakınlığı, davalının kusur oranı, olayın gelişim biçimi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılardan … yararına takdir edilen 3.000,00 TL manevi tazminat azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle taraflar yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacılardan … yararına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 3/6/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.