Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/5196 E. 2011/6920 K. 14.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5196
KARAR NO : 2011/6920
KARAR TARİHİ : 14.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı Sabah Gaz. Merkez Gaz. Yay. A.Ş ve diğeri aleyhine 02/12/2005 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece asıl ve birleşen dosyanın kısmen kabulüne dair verilen 16/03/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de diğer davalı ile davacılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14/06/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Avukat … ile karşı taraftan davacı vekili Avukat … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece, asıl dava ve birleşen dava yönünden istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
a-Yerel Mahkemece, asıl davada manevi tazminat istemi kısmen kabul edilmiş, hüküm fıkrasının yayınlanmasına karar verilmiştir. Borçlar Kanununun 49. maddesinde hakimin tazminatın ödenmesi yerine diğer bir yaptırıma veya ilave bir yaptırımı öngören bir karar verilebileceği gibi, saldırıyı kınayan bir hüküm de kurulabileceği öngörülmüştür. Medeni Kanunun 4. maddesinde ise yasanın takdir hakkı tanıdığı durumlarda hakimin somut olaydaki olguları gözeterek hak ve adalete göre karar vereceği düzenlenmiştir.
Açıklanan bu düzenlemeye göre hakimin davaya konu olan uyuşmazlıkların çözümünde, belirleyeceği yaptırımın türünü serbestçe takdir edebileceği ancak bu yaptırımın somut olay itibariyle hak ve adalete de uygun olması gerektiği anlaşılmaktadır. Davaya konu olan olayda, yerel mahkemece istenen tazminatın kısmen hüküm altına alınması ile, davalıların hukuka aykırı eylemlerinin sabit olduğu belirlenmiş, böylece hem hukuka aykırılığın saptanmış olması ve hem de yararına tazminata hükmedilmekle davacının tatmin duygusu sağlanmış bulunmaktadır. Somut olayın özelliğine, haber verilişinden bu yana uzun bir sürenin geçmiş bulunmasına ve BK.nun 49/2. maddesindeki ölçüler esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olması uygun görülmemiştir. Yerel Mahkemece manevi tazminat istemine karar verildiğine göre davaya konu yazının en yüksek tirajlı gazetede bir kez yayınlanması biçiminde karar verilmiş olmasında hukuki yarar da bulunmamaktadır. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
b-Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nısfetle) karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Asıl davada davaya konu edilen 28/11/2005 tarihli “Hakemlerle Bu Kadar” başlıklı yazı içeriği ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde asıl dava davacısı yararına hüküm altına alınan 12000 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminata karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ :Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a,b) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan … yararına takdir olunan 825,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.