YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5245
KARAR NO : 2011/6307
KARAR TARİHİ : 02.06.2011
MAHKEMESİ : Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ………. İnc. vekili Avukat… tarafından, davalı Adalet Bakanlığı aleyhine 09/02/2005 gününde verilen dilekçe ile cebri icra yoluyla satın alınan geminin seferden men’i kararına dayalı olarak kullanılamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 03/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, açık artırma yoluyla satın alınan geminin sefere çıkamaması nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı Şirket, Aliağa İcra Müdürlüğü’nün 2000/1483 sayılı icra dosyasında açık artırmaya çıkartılan MK/V LİSA M adlı gemiyi 28.02.2002 günü satın aldığını, geminin tüm sınırlandırmalardan arındırılmış (takyidatlardan ari) olarak kendisine teslim edilmesi gerekirken kaçakçılık suçu nedeniyle Aliağa Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2001/309 Esas sayılı dava dosyasında geminin sefere çıkmasına engel olunduğunu, geminin seferden alıkonulduğu sürece gemi ve gemi adamları için harcamalar yapması ve gelir elde edememesi nedeniyle zarara uğradığını belirterek, uğradığı zararın Aliağa Asliye Ceza Mahkemesi, Foça Cumhuriyet Başsavcılığı ve Aliağa İcra Müdürlüğü’ne adına Adalet Bakanlığı’ndan alınmasını istemiştir.
Davalı ise, dava konusu gemiye kaçakçılık suçu nedeniyle el konulduğundan idari eylemden doğan zarara ilişkin davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, sattığı gemiyi teslim etmeyen İcra Müdürlüğü’nün kusurlu eylemi bulunmadığını, Asliye Ceza Mahkemesi ve Cumhuriyet Savcılığı’nın Liman Başkanlığı’na gerekli bildirimde bulunmaları nedeniyle sorumluluktan söz edilemeyeceğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece yargı yolu nedeniyle dava dilekçesinin reddine ilişkin olarak verilen ilk karar, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği belirlenerek kaldırılmış olduğundan işin esasına girilmiş ve Ceza Mahkemesi ile Cumhuriyet Savcılığı’nın seferden yasaklama kararını Liman Başkanlığı’na bildirdikleri, başka makamlara bildirim yükümlülüğü olmadığı, icra müdürlüğünün ihale işlemlerinin İcra ve İflas Yasası’na uygun olarak yerine getirdiği ve zararla davalıların eylemleri arasında nedensellik bağı bulunmadığı, Liman Başkanlığı işlemleri eldeki davada dava konusu edilmediğinden usulsüzlüğü incelenemeyeceği gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Dosyadaki belgelerden; kurtarma ve yardım bedeli nedeniyle doğan alacağın ödetilmesi amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle satışa çıkartılan geminin 13.06.2001 günün kıymet takdirinin yapıldığı; limanda demirli gemide bulunan gemi adamlarının Toplu Ticari Kaçakçılık yaptığı kuşkusu ile yargılandıkları; eylemin 14.06.2001 günü gerçekleştiği, 15.06.2001 günü ilgili ceza yasası gereğince suçta kullanıldığı sanılan geminin seferden yasaklanmasına ve limanda tutulması için geminin bulunduğu Liman Başkanlığı’na yazı gönderildiği; 28.02.2001 günü davacının gemiyi satın aldığı, icra müdürlüğünün satış ve geminin teslimi konusunda Liman Başkanlığına yazı yazmasına rağmen, geminin kaçakçılık suçu nedeniyle seferden yasaklandığından geminin limandan ayrılmasına izin verilmediği anlaşılmaktadır.
Davacının dava dilekçesindeki ve yargılama sırasındaki iddialarına göre dava; hakkında seferden yasaklama kararı bulunan geminin bu niteliği belirtilmeden satışa çıkarılması nedeniyle icra memurunun kusurlu eyleminden dolayı uğranılan zararın, İcra ve İflas Yasası’nın 5. maddesi gereğince ödetilmesi istemidir. Uyuşmazlık Mahkemesi de, istemin İcra ve İflas Yasası’na dayalı eylemler ve yargı mercileri arasındaki işbirliği eksikliğinden doğduğunu belirtmiştir. Yapılan yargılama sonucu icra memurlarının kusurlu eylemi olmadığı saptanmış olup İcra ve İflas Yasası’nın 5. maddesine göre sorumluluğun doğması icra memurunun kusurlu eyleminin varlığına bağlıdır. İcra memurunun kusurlu eylemi bulunmayan durumlarda Adalet Bakanlığı’nın kusursuz sorumluluğu da gündeme gelemez.
Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’nın Taşra Teşkilatı’nın Çalışma Usul ve Esaslar Yönetmeliğine göre adli ve idari makamlardan gelen seferden men, haciz ve ipotek gibi müzekkerelerin gereğini ve takibini yürütmek Liman Başkanlığının görev ve yetkisinde olup seferden men kararının ilgili icra müdürlüğüne bildirilmesi görevi Liman Başkanlığı’na ait olduğundan, davacının zararının davalıların eylemlerinden doğduğundan söz edilemeyeceğinden dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 02/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.