YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5779
KARAR NO : 2010/7704
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat …tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 18/02/2002 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan … ve … A.Ş vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan … ve … AŞ tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, 10.04.2001 gününde …’ adındaki televizyon kanalında yayınlanan “…” programında, konuşma ve görüntülerinin izinsiz kaydedilerek yayınlanması nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek, davalıların maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Yerel mahkemenin istemin reddine ilişkin olarak verilen ilk karar, gizli görüntü ve konuşmaların kaydedilmesi ve yayınlanmasının özel yaşama ve kişilik haklarına saldırı oluşturacağı, Borçlar Yasası’nın 49. maddesi de gözetilerek davacı yararına manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, yerel mahkemece bozmaya uyularak davacı yararına manevi tazminat takdir edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayda; gelişim biçimi, davacının tahliye nedeniyle davalı muhtar ile görüşmüş olması, yayın günü ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 10.000,00 YTL manevi tazminat fazladır. Davacı yararına daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmemiş olması;
3-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesi gereğince dayanışmalı (müteselsilen) sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi aynı olan davalılar yararına tek avukatlık ücreti takdir edilir.
Yerel mahkemece yukarıda açıklanan düzenleme gözetilmeyerek, haklarındaki istemin bir bölümü aynı nedenle reddedilen dayanışmalı sorumlu davalılar yararına tek avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olması;
Usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 2.000,00 YTL manevi tazminat takdir olunmak ve avukatlık ücretindeki yanlışlık giderilmek suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2 ve 3) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat takdirine ilişkin 1 nolu bendinde yer alan “…manevi tazminatın…” biçimindeki sözcükten sonra gelmek üzere “… davalılar … ve … AŞ 2.000,00 YTL ile sınırlı olmak koşulu ile…” sözcük dizisinin eklenmesine; harç alınmasına ilişkin 2 nolu bendinde yer alan “…mahsubuna…” sözcüğünden sonra gelmek üzere “…davalılar … ile … AŞ 108,00 YTL ile sınırlı olmak koşulu ile…” sözcük dizisinin eklenmesine; davacı yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin 3. bendinde yer alan “…ücretinin…” sözcüğünden sonra gelmek üzere “…davalılar … ile … AŞ 1.000,00 YTL ile sınırlı olmak koşulu ile…” sözcük dizisinin eklenmesine; davalılardan Mehmet Ali Önel yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin 4 nolu bendi ile davalılardan … yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin 6 nolu bendinin tümden silinerek yerlerine 4 nolu bent olarak “4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 1.200,00 YTL avukatlık ücretinin davalılar … ile … AŞ yararına 1.000,00 YTL ile sınırlı olmak koşulu ile davacıdan alınıp davalılara verilmesine,” biçimindeki tümcenin yazılmasına; yargılama giderine ilişkin paragrafta yer alan “…giderinin…” sözcüğünden sonra gelmek üzere “…davanın kabul ve ret oranları gözetilerek 298,07 YTL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, artan 6,08 YTL’nin…” sözcük dizisinin eklenmesine; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 24/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.