Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/6496 E. 2010/7679 K. 23.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6496
KARAR NO : 2010/7679
KARAR TARİHİ : 23.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
2-… VEKİLİ AVUKAT …

Davacı … ve … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 11/04/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 31/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; a)Dava, haksız eylem nedeniyle meyve ağaçlarına verilen maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Borçlar Yasası’nın 41. maddesinde deyimini bulan mal varlığında meydana gelen eksilme niteliğindeki zarar, mal varlığının zarar verici eylemin işlenmesi sonucu içine düştüğü durum ile bu eylem olmasa idi mal varlığının bulunacak olduğu durum arasındaki farktır. Gerçekten tazminatın amacı da mal varlığındaki eksilmenin giderilmesi ve onun eski duruma getirilmesinin sağlanmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.12.965 gün ve 4/219-448 sayılı karında da belirtildiği gibi meyveli ağaçların kesilmesinden veya bunların yaşama gücüne son verilmesinden doğan zararın ne şekilde hesap edileceği konusunda Borçlar Yasası’nda bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, yaşamın olağan akışı içerisinde oluşan hukuk kurallarının olaya uygulanması suretiyle adalete uygun bir sonuca ulaşmak gerekir. Meyveli ağaçların yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların yerine geçen (kaim) değeri belirlenerek takdiri gerektiği kökleşen Yargıtay İçtihatlarıyla belli olmuştur. Bir ağacın yerine geçen (kaim) sürüm (rayiç) değerini bulmak için uygulanması gereken yöntem ise ağaçların bulunduğu yerin ağaçlı değeri ile ağaçsız değeri arasındaki farkın saptanmasıyla bu farkın her ağaç bakımından göz önünde tutulup toplamının o ağaçların yerine geçen değeri olarak kabul edilmesi ile gerçeğe en yakın zararın belirtilmesi yöntemidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, hem uzman, hem de yerin sürüm değerini bilen kişilerden seçilecek bilirkişiler eliyle yukarıda belirtilen esaslar uyarınca zararın gerçek tutarının belirlenmesi gerekirken, onların getirebileceği ürün esasına göre) düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Kesilen 21 yaşındaki 60 tane kavak ağacının davacılardan …’e teslim edildiği anlaşıldığına göre doğal kesim süresinin üzerinde bir yaşa erişmiş olan bu ağaçlar nedeniyle adı geçen davacının zarara uğradığı kabul edilmez.
Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek, 60 adet kavak ağacı yönünden de istemin kabul edilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a ve b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; davalının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine 23/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.