YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7425
KARAR NO : 2011/7464
KARAR TARİHİ : 27.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat …tarafından, davalı ……….,83 İmalat ve Tic. adına … aleyhine 24/07/2003 ve 19/07/2005 gününde verilen dilekçeler ile munzam zarar istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01/03/2007 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, munzam zarar istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı şirketin işleteni olduğu aracın kendisine çarpması sonucu yaralandığını, kazaya neden olan aracın işleteni olan davalı ve bu aracın sürücüsü hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtığını, mahkemece yapılan yargılama sonucunda lehine hüküm altına alınan tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınmasına karar verildiği, kararın kesinleştiğini, bu karara dayanarak davalı işleten ve sürücü hakkında icra takibi başlattığını, icra takibi sonucunda mahkemece yararına hükmedilen tazminat ile işlemiş faizlerini tahsil ettiğini, ancak yargılama sürecinin uzaması nedeniyle olay tarihi ile tahsil tarihi arasında geçen sürede yasal faizi aşan zararı bulunduğunu belirterek, bu zararın ödetilmesini istemiştir.
Dava, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Kural olarak, haksız eylemde bulunan eylem gününde temerrüde düşmüş sayılır ve faiz de istek bulunduğu takdirde, bu günden itibaren yürütülür. Nitekim kabul edilen tazminatlara eylem gününden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Diğer yandan, yargılamanın belirli bir süreci gerektirmesi olağan olup davalının kötü niyetli olarak yargılamayı sürüncemede bıraktığı da kanıtlanmamıştır. Aynı biçimde, kesinleşmiş mahkeme kararına konu olan alacağın ödetilmesi yöntemi yasada düzenlenmiş ve yaptırımları da yine yasada öngörülmüştür. Şu durumda, yargılama ve yerine getirme aşamasının uzamasından kaynaklandığı ileri sürülen munzam zarardan, davalının sorumlu tutulmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Aynı kabul ve sonuca, döviz kurlarındaki artış ve devalüasyon olguları bakımından da varılabilmektedir. Bunların olumsuz sonuçlarının davalıya yükletilmesi benimsenemez. Davacı, yasal faizi aşan bir zararı bulunduğunu ve bundan davalının sorumlu olduğunu somut kanıtlarla kanıtlamış değildir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalının öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.