YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1252
KARAR NO : 2011/2273
KARAR TARİHİ : 03.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vd vekili Avukat … tarafından, davalı E.Ü.A.Ş. Genel Müdürlüğü aleyhine 03/01/2003 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/09/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalı tarafından işletilen termik santralden çevreye yayılan gaz nedeniyle meyve ağaçlarının kuruması ve taşınmazda verim kaybı meydana gelmesinden dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Yerel mahkemenin, istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 15.03.2006 günlü kararı tarafların temyizi üzerine Dairemizin 19.07.2007 günlü kararı ile “…Mevcut verilerin zararın davalıya ait işletmeden kaynaklandığının kabulü için yeterli olmadığı ve dosyaya sunulan her iki bilirkişi raporu olaya çözüm getirecek yeterlilikte bulunmadığından dava konusu taşınmazların davalı şirkete ait işletmeye uzaklığı da göz önüne alınarak taşınmazlardaki zararın tespiti için toprak, su, yaprak ve gerekli ise hava analizleri ayrıntılı şekilde konunun uzmanı bilirkişiler marifetiyle yaptırılarak sonuca göre karar verilmesi gerektiği…” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyularak yeniden yapılan keşifte sadece su analizi yapılıp sulama suyu niteliğinde olduğu tespit edilmiş, bozma kararında belirtilen diğer analizler yapılmadan sadece gözleme dayalı raporlar ile davacının isteminin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, davalıya ait termik santrale 8250 metre uzaklıkta olan davacılara ait 821, 823, 827 ve 832 parsel sayılı taşınmazlar üzerlerinde çeşitli yaş ve çeşitte meyve ve kavak ağaçları bulunduğu anlaşılmaktadır. Varlığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmayan zararın davalının eyleminden kaynaklandığının kanıtlanması davacılara aittir. Dava yöntemine uygun kanıtlarla kanıtlanmadan ve bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmesi doğru değildir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 03/03/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.