Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/14806 E. 2011/13151 K. 07.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14806
KARAR NO : 2011/13151
KARAR TARİHİ : 07.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 17/11/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazasında yaralanan davacıların maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece; davalı araç sahibi yönünden davanın reddine diğer davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılardan araç maliki …, maliki bulunduğu ve kazaya karışan … plakalı aracın 03.07.2008 tarihinde imzalanan Operasyonel Kira Sözleşmesi ile davanın ihbar edildiği dava dışı …’a kiralanarak teslim edildiğini, sözleşme gereği kiracının, kiracılık süresinde (alkol, ehliyetsiz araç kullanma gibi) doğacak tüm zararlardan sorumlu olduğunu beyan ederek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece de; işleten sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle araç maliki davalı yönünden davanın reddine, araç sürücüsü davalının ise sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir belirti (karine) değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasal düzenleme de yoktur. İşletenlik, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman kanıtlanabilir. Fakat bu konuda getirilecek kanıtların üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ortan kaldıracak (halele uğratacak) bir sonuç yaratmaması gerekir.
Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 299. maddesinde yer alan düzenlemeler, birbiriyle hiç bağlantısı bulunmayan, birbirine karşı tam anlamıyla üçüncü kişi durumunda bulunan kişiler hakkında uygulama alanı bulamaz. Çünkü haksız eylem nedeniyle zarar gören kişi, üzerinde işletenlik niteliği bulunmayan kişinin halefi değildir.
Ancak, özellikle trafik olaylarına karışan araçların oluşturdukları zararların tazminini sonuçsuz bırakmak için olaydan sonra muvazaalı olarak eski tarihle düzenlenen sözleşmelerde, üçüncü kişi durumunda bulunan zarar görenlerin, zarara uğramasını önlemek amacıyla bu gibi belgelerin onlara karşı sonuç doğurabilmesi için sözü edilen maddede öngörülen koşulların kıyasen aranması hak ve adalete uygun düşmektedir. Yargıtay’ın uzun yıllardan beri uygulaması bu doğrultudadır.
Dava konusu olayda davalı; aracını, başka bir kişinin kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerinde fiilen tasarrufu bulunduğunu geçerli kanıtlarla kanıtlamış değildir. Dava konusu olayda, kazayı yapan … plakalı davalı …’na ait aracın 03.07.2008 tarihinde imzalanan Operasyonel Kira Sözleşmesi ile dava dışı 3.kişiye kiralandığı anlaşılmaktadır. Davalı, adına kayıtlı olup sahibi olduğu bu aracı uzun süreli kiraya verdiğini, işleten sıfatının kendisinde bulunmadığını savunmuş ve bu meyanda yukarıda sözü geçen adi yazılı sözleşmeyi sunmuş ise de, sunulan belgeler her zaman düzenlenmesi mümkün adi yazılı belgelerden olup davalı şirketin işleten olmadığının kabulü için yeterli bulunmamaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı Şirket hakkındaki istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.