Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/14872 E. 2012/10395 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14872
KARAR NO : 2012/10395
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı D…. Gıda ve Tarım Ürn. Tic. San. Ltd. Şti. ve diğeri aleyhine 18/05/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/07/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, trafik kazası nedeni ile yaralanmadan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar; davacı ve davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı sürücünün kendisine arkadan çarpması ile neden olduğu trafik kazasında ağır yaralanmasından dolayı uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalılar ise kusur ve sorumlulukları olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Yerel mahkemece, davalının tam kusuru ile neden olduğu trafik kazasında davacının yaralanmasından dolayı takdiren 7.500,00TL manevi tazminat ödetilmesine karar verilmiştir.
Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Somut olaya gelince, kazanın meydana geliş biçimi, davalının tam kusurlu olması, olay tarihi, davacının yaralanmasının ağırlığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir olunan manevi tazminat tutarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 417/1-423/6 ve devamı maddeleri, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren HMK 326/2 ve devamı maddeleri uyarınca, dava sırasında yapılan yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden olan avukatlık ücreti davanın kabul ve ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılır.
Yerel mahkemece, istemin yalnız manevi tazminat istemine ilişkin olduğu da gözetilerek geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca istemin ret edilen bölümü üzerinden davalılar yararına avukatlık ücreti takdir edilmemiş olması da doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacı yararına, (3) sayılı bentte gösterilen nedenle davalılar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 14/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.