YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3881
KARAR NO : 2012/6633
KARAR TARİHİ : 18.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 02/11/2009 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/11/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, dava dışı polis memuruna 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yasa gereğince ödenen tazminatın rücuan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından, davalının bekçi olarak bulunduğu parkta dava dışı kişi ile tartıştığı, olayın emniyete bildirilmesi üzerine polis memurlarının müdahale için olay yerine geldiği, polis memurunun davalıyı tuttuğu sırada, davalının memurun belindeki silahını alarak kaçmaya başladığı, polis memuru silahını almak için davalının peşinden koşarken ayağı kayıp düşmesi sonucu bacağının kırıldığı ve bu nedenle yaralanan polis memuruna 2330 sayılı Yasa uyarınca ödemede bulunulduğu anlaşılmaktadır. Yine, davalı hakkında hırsızlık ile tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya neden olmak suçlarından kamu davası açıldığı, ceza yargılaması sonucunda, davalının hırsızlık suçundan mahkumiyetine, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya neden olmak suçu bakımından ise, müdahilin yaralanması ile davalının hareketi arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesi ile beraatına karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinliştiği görülmüştür.
Eldeki rücu davasına konu olayda, dava dışı polis memurunun ayağının kayıp düşerek yaralanması ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde, davalının, yaralanan polis memuruna ödenen tazminattan sorumlu tutulmasına yasal olanak bulunmadığı benimsenerek hakkındaki istemin reddedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/04/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dava, dava dışı polis memuruna 2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen tazminatın, rücuan tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin değerli çoğunluğu tarafından, dava dışı polis memurunun yaralanması ile davalının hareketi arasında illiyet bağı bulunmadığından, davalının ödenen tazminattan sorumlu tutulmasına yasal olanak olmadığı gerekçesi ile yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.
Olay, … Adliyesinde görevli olan dava dışı Polis Memuru …’nun, verilen talimat gereğince yanında başka bir polis memuru da olduğu halde, adliyenin karşısındaki parkta kavga eden iki kişiye müdahale ederek, kavgayı önlemeye çalışırken, kavga edenlerden birisi olan davalının, adı geçen polis memurunun kemerinin dışında kılıfında bulunan silahını alıp kaçtığı, …’nun da yakalamak için hamle yaptığı sırada ayağı kayarak yere düşmesi neticesinde ayağının kırıldığı biçiminde meydana gelerek gelişmiştir.
Her ne kadar, Kilis Asliye Ceza Mahkemesinde taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan sanık olarak yargılanan davalı hakkında, katılanın yaralanmasıyla sanığın hareketi arasında illiyet bağı bulunmadığından beraatına karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ise de, yerel mahkeme kararının gerekçesinde belirtildiği üzere, bu durum davalının hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü, dava dışı polis memurunun suç failini yakalama gibi bir görevi bulunmaktadır…. da bu vazifesini yerine getirirken yaralanmıştır.Şu halde, davayı kısmen kabul eden ilk derece mahkemesi kararı doğrudur.Bu nedenlerle yerel mahkeme kararının onanması gerekirken, davanın reddi gerektiği yönünde oluşan sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum. 18/04/2012