YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4432
KARAR NO : 2012/11640
KARAR TARİHİ : 05.07.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 08/06/2010 gününde verilen dilekçe ile bedeli ödenen arsa tapusunun verilmemesinden dolayı uğranılan munzam zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan munzam zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacılar, murisleri tarafından bedeli ödendiği halde davalı tarafından tapusu verilemeyen taşınmaz nedeniyle açılan davanın lehlerine hükme bağlanarak kesinleştiğini; ancak, taşınmazın murisleri adına tescil edilmemesi ve yargılama sürecinin uzaması nedeniyle yasal faizi aşan zararlarının bulunduğunu belirterek, bu zararlarının ödetilmesini istemişlerdir.
Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden; davacıların murisinin, dava dışı kişi adına kayıtlı taşınmaz üzerine iki katlı ev inşa ettiği, davalı belediyenin bu taşınmazı kamulaştırdığı ve kamulaştırma bedelini taşınmazın sahibine ödediği, taşınmaz üzerinde evleri bulunan şahıslara, kamulaştırma bedelinden hisselerine düşen miktarları ödemeleri halinde 2981 sayılı Yasa’dan yararlandırılarak tapularının verileceğinin bildirildiği, davacıların murisinin de kendisinden istenen bedeli ödediği, davalı … tarafından kendisine tapusunun verileceğine ilişkin bildirimler yapılmış olmasına rağmen, çağrıya uymayarak tapusunu almadığı ve bu sırada vefat etmiş olduğu, sonrasında ise davalı … tarafından yeniden yapılan imar uygulaması sonucunda ‘2981 sayılı Yasa’dan yararlanabilmek için gerekli olan bazı koşulların oluşmadığı, taşınmaz üzerinde bulunan evinin yıkılmak üzere olduğu ve işgalci sıfatının devam etmediği, bazı belgelerinin eksik olduğu’ nedenleri ile taşınmazın başka kişi adına tescil edildiği ve bu taşınmaz için ödenen bedelin, istekte bulunmaları halinde kendilerine iade edileceğinin davacılara bildirildiği anlaşılmaktadır. Bunun üzerine davacılar tarafından, davalı … ve adına tapu oluşturulan kişiler aleyhine açılan davada; dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile kendi adlarına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde bina ve arsa bedelinin ödetilmesi istenmiştir. O davada yapılan keşif
sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda, arsa vasfındaki taşınmazın, dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 72.000,00 TL olduğu, davacıların murisi tarafından bu taşınmazın bedeli olarak 1988 ve 1996 yılları arasında taksitler halinde ödenmiş olan 96,00 TL sının dava tarihine göre güncellenmiş değerinin 5.151,00 TL olarak hesaplandığı bildirilmiş ve davacılar tarafından ıslah dilekçesi verilerek, bilirkişi raporuna göre arsanın değeri için 72.000 TL ile birlikte muris tarafından ödenen paranın dava tarihindeki güncellenmiş değeri olan 5.151,00 TL sının ödetilmesi istenmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, ‘tapu iptal ve tescil isteminin reddine, davacıların murisi tarafından taşınmaz bedeli için davalı belediyeye ödenen paranın dava tarihindeki değeri olan 5.151,00 TL sının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı belediyeden tahsiline, davacıların arsa bedeli isteminin ise reddine’ karar verilmiş ve bu karar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu kararın kesinleşmesinden sonra davacılar tarafından açılan eldeki bu davada; murisleri tarafından davalı belediyeye ödenen bedelin yasal faizi ile birlikte kendilerine iadesine karar verildiğini, ancak, yasal faizi aşan munzam zararlarının olduğu, dava konusu taşınmazın, murisleri adına tescil edilmediği için zararlarının tam olarak karşılanmadığı, açılan ilk davada, düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değerinin 72.000,00 TL olarak belirlendiği belirtilerek munzam zarar nedeniyle arsa değerinin ödetilmesi istenmiştir.
Yerel mahkemece, “ muris tarafından ödenen bedelin, faizi ile birlikte davacılara ödenmesine dair karar verilmiş olmakla birlikte davacıların zararlarının tam olarak karşılanmadığı, taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin davacıların toplam zararını oluşturduğu…” gerekçesi ile önceki davada alınan bilirkişi raporunda 72.000,00 TL olarak belirlenen arsa bedelinden davacılara iadesine karar verilen 5.151,00 TL sı indirilerek 66.830,00 TL tazminata karar verilmiştir.
Somut olayda; açılan ilk davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacıların arsa bedeline yönelik istemlerinin reddedilmiş ve bu kararın da kesinleşmiş olmasına göre, kesin hüküm engeli oluşmuştur. Diğer yandan; davacıların murisi, taşınmazın bedelini ödemişse de diğer koşulları yerine getirmediği için taşınmazın maliki olmamıştır. Şu durumda taşınmaz mülkiyetini hiç kazanmamış olan davacıların uğradıkları zarar, murislerinin bu taşınmazı satın almak için ödediği tutar kadardır. Davacıların bu zararları da açılan ilk davada kesinleşen mahkeme kararı gereğince hükmedilen tazminatla karşılanmıştır.
Yerel mahkemece, dava konusu istem hakkında kesin hüküm engelinin varlığı ile murisleri tarafından ödenen bedelin ilk davanın açılış tarihine göre güncellenmiş değerinin yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiş olmakla davacıların tüm zararlarının karşılanmış olduğu nazara alınarak istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/07/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.