Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/4669 E. 2012/6640 K. 18.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4669
KARAR NO : 2012/6640
KARAR TARİHİ : 18.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … vdl. aleyhine 01/09/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 31/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar … ve … vekili ve … tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılar … ve …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-) Davalılar … ve …’nın diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu yayının yerel bir gazetede yapılmış olması, tarafların birbirlerine yönelik karşılıklı yazılarının bulunması, ekonomik ve sosyal durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı fazladır. Manevi tazminatın niteliğine ve amacına ilişkin yukarıda açıklanan ilkeler ve saptanan olgular gözetilerek, daha alt düzeyde bir manevi tazminat takdiri gerekir. Mahkeme kararı, bu yönü ile usul ve yasaya aykırı olup, hükmün, bozulması gerekmiştir.
3-) Davalı …’nın temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu haberin yayınlandığı tarihte yürürlükte olan 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 13. maddesinde “Basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcı, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcı müştereken ve müteselsilen sorumludur.” şeklindeki düzenleme ile Yazı İşleri müdürü sorumlular arasında sayılmamıştır. Bu nedenle davalı … yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken sorumlu tutulmuş olması kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalılar … ve … yararına, (3) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı … yararına BOZULMASINA, davalılar … ve …’nın diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine.18/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.