YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6133
KARAR NO : 2012/7774
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 03/08/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/02/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 03/05/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava; kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, iktidardaki siyasi partinin Genel Başkanı ve Başbakan olup, davalı ise Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanıdır. Davaya konu edilen konuşma 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği referandumu öncesinde Kilis’te düzenlenen bir açık hava toplantısında yapılmıştır. Gerek Dairemizin gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin istikrar kazanmış uygulamalarında siyasetle uğraşan kişilerin kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere dahi katlanması gerektiği vurgulanmış ve bu durum demokratik toplum hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri olarak kabul edilmiştir. (Örn: A.İ.H.M: 2.daire Tuşalp-Türkiye davası)
Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı olan davalı kendi politik görüşleriyle iktidarın ve dolayısıyla Başbakanın icraatlarını eleştirmiştir.
A.İ.H.M’nin yukarıda anılan davada belirttiği gibi A.İ.H.S’nin 10. maddesinin sadece zararsız ve ilgilenmeye değmez olarak görülen “bilgi” ve “fikirler”‘e değil aynı zamanda, rahatsız eden, şaşırtan ve gücendiren ifadelere de uygulanabileceğini belirtilmiş ve bu ifadeler var olmadan “demokratik bir toplum”dan söz edilemeyeceğini, bunların çoğulculuk, hoşgörü ve geniş fikirliliğin talepleri olduğu vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında davalının davaya konu edilen konuşmasının ağır eleştiri olarak kabul edilmesi ve bu nedenle de davanın reddi geretiği düşüncesinde olduğumdan dairemiz çoğunluğunun onama görüşüne katılmıyorum.03/05/2012