Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/639 E. 2012/5676 K. 04.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/639
KARAR NO : 2012/5676
KARAR TARİHİ : 04.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … …… vekili Avukat … tarafından, davalılar … vdl. aleyhine 11/11/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik hakkına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/09/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili Avukat …… taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının 21,15 TL’sinin davacıya 297,00 TL’sinin de temyiz eden davalılara yükletilmesine, peşin alınan harçların bundan mahsubuna 04/04/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

1-Davalı tarafın yayını öncelikle bir kaynağa dayanmaktadır. Kaynak davacıya çok yakın bir kaynaktır. Böyle bir kaynak belirli iken davalı tarafın manevi zarar doğuran bir eylem içinde olduğu düşünülemez.
2-Davalı … magazin yazarıdır. Basın bu alanda magazin sanatçılarıyla ilgili yazılar yazarlar. Magazin sanatçıları da magazin yazarlarının bu yayınlarıyla şöhret kapılarından içeri girerler. Taraflar arasındaki durumun bu açıdan da değerlendirilmesi zorunluluktur. Ve davacı magazin yayınlarıyla şöhretini arttırdığına göre magazinde yer alan aleyhte yayınlara nimet-külfet dengesinde katlanmalıdır.
3-Mahkeme gerekçesinde davacıyı kamuya mal olmuş kişi sınıfına dahil ederek aslında yayının eleştiri sınırlarında kaldığını kabul etmiş, ancak belli bir okul dönemini farklı bir özel hayat kriteri olarak düşünmüştür. Bu durum çelişkidir. Kamuya mal olmuş kişilerin hayatının belli dönemlerinin “eleştiriye kapalı özel hayatları” olarak ayrılamayacağı açıktır. Çoğunluk görüşüne bu nedenle katılmıyorum.04/04/2012