YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7017
KARAR NO : 2012/10496
KARAR TARİHİ : 14.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat…..tarafından, davalı … aleyhine 09/11/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi, manevi tazminat ve nafaka istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/02/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
a)Dava, resmi nikah olmaksızın yapılan evlilik sonrası gerçekleşen ayrılığa dayalı maddi ve manevi tazminat ile nafaka istemine ilişkindir.
Davacı, davalı ile düğün yaparak birlikte yaşamaya başladığını, davalının kendisine resmi nikah yapacağını söylediğini, ancak düğünden önceki evliliğinin resmi olarak sona ermediğini ve boşanma davasının devam ettiğini, temyiz aşamasında olduğunu söyleyerek kendisini oyaladığını, bu sırada iki çocuklarının olduğunu, resmi nikah konusunu açtığında davacının kötü muamelede bulunduğunu, kendisinin de boşanmış olduğunu, Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olduğunu, bu birliktelik nedeniyle çalışamadığını, davalının kendisi ve çocuklar ile ilgilenmediğini, bu sırada başka bir bayanla ilişki kurduğunu ve onunla resmi nikah yaptığını, bu durumun kişilik haklarına ağır saldırı oluşturduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat ile nafaka isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacının henüz boşanmadığını bilerek kendisi ile birlikte yaşamaya başladığını, maddi tazminat isteminin yerinde olmadığını, davacının kusurlu davranışları ile ayrılığın gerçekleştiğini, davacının nafaka talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, davanın tümden reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalının resmi nikah yapacağı vaadinde bulunarak birlikte yaşamaya başlaması, bu birliktelikten iki çocuk olduktan sonra başka bir bayanla resmi nikah yaparak evlenmesinin davacının şahsiyet hakkını ihlal edeceği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, davacının iki çocuğun bakım ve gözetim yükümlülüğünü tek başına üstlenmesi ve herhangi bir işte çalışamayacak durumda bırakılması nedeniyle nafaka isteminin kısmen kabulüne, maddi tazminat istemi ispatlanamadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davacı …, 30/11/1972 , davalı … da 24/05/1971 doğumludur. Davalı …’un önceki evliliğinden 1997 doğumlu bir çocuğu vardır. Davalının davacı ile birlikteliğinden de 2001 ve 2008 doğumlu iki çocuğu bulunmaktadır. Bu durumda tarafların bu sürede birlikte İstanbul ve Ankara’da bağımsız bir ev kurarak birlikte yaşadıkları anlaşılmaktadır. Davalının, davacı ile birlikteliğinden önceki boşanma davası da 07/11/2007 tarihinde Yargıtay’da onanarak kesinleşmiştir.
Taraflar arasında Medeni Kanun anlamında gerçekleşen ve geçerlilik taşıyan bir evlilik yoktur. Bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına, özellikle de haksız fiile ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekir.
Dosya kapsamı, davalının önceki eşi ile görülen boşanma davası dosyası ve davacı asilin 25/01/2011 günlü oturumdaki beyanlarından davalının evli olduğunu ve karısından henüz boşanmadığını boşanmaya çalıştığını bildiği ve bu durumu bilerek birlikte yaşamayı kabul ettiği anlaşılmaktadır. Şu durumda davalının boşanmadığını davacının bilmemesi ve kendisine resmi nikah yapacağı vaadiyle kına gecesi, nişan ve düğün yaparak davalının gayri resmi birlikteliğe yanaştığı yolundaki mahkeme kabulu yerinde olmamıştır. Zira resmen evli olan ve henüz boşanmamış olan bir kişi ile bilerek düğün yapıp gayrı resmi birlikteliğe rıza gösteren reşit kişi bunun sonuçlarına katlanmalıdır. Davalının tazminat ile sorumlu tutulmasını gerektiren haksız eylem sözkonusu değildir. Bu nedenlerle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan kabul ve yazılı gerekçe ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
b)Davalının, davacı tarafından nafaka olarak ileri sürülen ve mahkemece de bu biçimde kabul edilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazına gelince; davacı ile davalı arasında hukuken geçerli bir evlilik yoktur. Buna bağlı olarak da taraflar arasında hukuken “nafaka” olarak nitelendirilebilecek bir talep ve dava hakkından söz edilemez. 4721 sayılı TMK hükümlerine göre eşlerden birisine eş sıfatıyla verilebilecek olan nafakalar tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasıdır. Mahkemece yasal olmayan gerekçe ile hukuken eş sıfatı bulunmayan davacı lehine yargılama sırasında tedbir nafakasına hükmedilmesi ve kararın kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilmesi doğru değildir. Kaldı ki nafaka taleplerine karar verebilecek ve istemde bulunacak görevli mahkemede Aile Mahkemeleridir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda göterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.