Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/7084 E. 2012/10661 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7084
KARAR NO : 2012/10661
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … A.Ş. vekili Avukat ….. tarafından, davalı … vd. aleyhine 05/09/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 10/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10/3 ve 4. maddesi gereğince manevi tazminat davalarının tümden reddedildiği durumlarda avukatlık ücreti, arife’nin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre belirlenir. Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından vekalet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. Maddi tazminat istemi yönünden ise; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. bölümünün 3. kısmına göre ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Yerel mahkemece, açıklanan bu düzenlemeye aykırı olarak davalı yan yararına fazla avukatlık ücreti takdir edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/son maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasının avukatlık ücreti takdirine ilişkin 3 nolu bendinde yer alan “5.830.00 TL” rakamının silinerek yerine “reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 1.100.00 TL, reddedilen maddi tazminat talebi yönünden 1.100.00 TL” sözcük dizisinin yazılmasına; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/06/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan, yayın sahibi, varsa haberi yapan ve sorumlu yazı işleri müdürüne karşı açılan tazminat davasıdır.
5187 Sayılı Basın Kanunu’nun 13/1 maddesine göre yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat (hukuk) davalarında sorumlu yazı işleri müdürünün hukuki sorumluluğu yoktur.
Mahkeme hakimi, bilerek veya bilmeyerek 5187 Sayılı Basın Kanunu’nun 13/1 açık hükmüne rağmen hukuki sorumluluğu olmayan sorumlu yazı işleri müdürünü sorumlu tutmuş veya sıfat yokluğu nedeniyle değil de esastan hakkındaki davayı ret etmesine rağmen bu kararı sorumlu yazı işleri müdürünün temyiz etmemesi, davacı taraf veya diğer davalıların temyizi üzerine Yargıtay’ın önüne gelen dosyada, Yargıtay yasaya göre sorumluluğu (davada sıfatı) olmayan sorumlu yazı işleri müdürünün lehine olarak kararı bozup bozamayacağı (aleyhe bozma yasağı nedeni ile) konusunda uyuşmazlık vardır.
Dairemiz sayın çoğunluğu, aleyhe bozma yasağı gereğince sorumlu yazı işleri müdürünün temyizi olmadığı için kararın sorumlu yazı işleri müdürü lehine davacının aleyhine bozulmayacağı düşünce ve kararındadır.
Taraf sıfatı, dava şartlarından olmamakla birlikte, tarafların itirazı üzerine veya hakim tarafından re’sen nazara alınması gerekir. Zira sıfatı olmayan dava açamayacağı gibi kendisine karşı da dava açılamaz ve yukarıda belirttiğim gibi itiraz üzerine veya itiraz olmasa dahi hakim tarafından dosya kapsamına göre re’sen nazara alınması gereken bir konudur.
Yerel mahkeme hakiminin re’sen nazara alması gereken “taraf sıfatı gibi” bir konuyu yerel mahkeme hakiminin uygulama ve kararlarını denetleyen varsa yanlışlarını düzeltme konumunda olan Yargıtay’ın re’sen nazara alamayacağını düşünmek Medeni Usul Hukukuna göre mümkün değildir. İlgilisi tarafından temyiz edilmese dahi davada taraf sıfatı olmayan kişi hakkında kararın bozulması aleyhe bozma yasağına da aykırı da değildir. Zira yukarıda açıkladığım gibi taraf sıfatı itiraz olsun veya olmasın hakim tarafından re’sen nazara alınacak konulardan olduğundan hakimlerin kararını denetleyen Yargıtay tarafından da re’sen nazara alınarak bozma kararı verilmesinde bir usulsüzlük olmaz.
Somut olayımızda, 5187 sayılı Basın Kanununun 13/1 maddesine hukuki sorumluluğu (taraf sıfatı) olmayan sorumlu yazı işleri müdürü yönünden kanuna aykırı olarak mahkeme hakimi tarafından sorumlu (taraf sıfatının varlığı) kabul edilerek karar verilmesi doğru değil, re’sen kararın bozulması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüş ve düşüncelerine katılmıyorum. 18/06/2012