YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8738
KARAR NO : 2012/10354
KARAR TARİHİ : 13.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat …tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 11/11/2008 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/02/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar …. … ve … vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece; … ve … aleyhine açılan davanın reddine, davalılardan … … ve … aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalılar … … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu haber, Zaman gazetesinin 13/06/2008 tarihli nüshası ve aynı gazetenin web sitesinde “Öğrencisi olmayan fakültenin hocaları istihbarata çalışmış” başlığıyla yayınlanmış, haberde; “Malatya’daki Zirve Yayınevi cinayetinde adı geçen İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi ….tan sonra aynı üniversitenin Dinler Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr. …’nun da istihbarat birimlerine çalıştığı ortaya çıktı. Doç. Dr. …..Malatya Cumhuriyet Savcılığına verdiği ifadede, ‘devletin ilgili kurumlarının talebi ile çalışmalar yürüttüklerini’ ifade etti. ” şeklinde yayınlanmıştır.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davaya konu olayda; Yazı bütünü ile incelendiğinde; dava konusu edilen haberde, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı Başkanı ve Türkiye Dinler Tarihi Derneği üyesi Davacı Doç. Dr. …’nun savcılığa ulaşan bir misyonerlik çalışması nedeniyle savcılık tarafından ifadesine başvurulduğu kendi ifadesinde; “devletin ilgili kurumlarının talebi ile çalışmalar yürüttüklerini” ifade ettiği belirtilerek savcılıktaki ifadelerin haber yapıldığı, yazının öz ve biçim dengesi korunarak görünür gerçekliğe uygun olarak verildiği anlaşılmaktadır. Her nekadar haber, çarpıcı bir başlık altında okuyucuya sunulmuş ise de bunun basın mesleğinin vazgeçilmez gereklerinden olduğu kabul edilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak istemin tümden reddedilmesi gerekirken , yerinde olmayan gerekçe ile bir kısım davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.