YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13748
KARAR NO : 2013/12247
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 13/12/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/06/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25/06/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava; kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının 4/12/2011 tarihinde İzmir’de düzenlenen mitingde yaptığı konuşmasında müvekkilinin kişilik haklarına saldırdığını belirterek manevi tazminat istemiştir.
Tarafların her ikiside siyasi kişiler olup davacı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı, davalı ise Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanıdır.
Mahkemece davalının İzmir mitinginde yaptığı konuşmasında söylediği “…Kayseri Büyükşehir Belediyesinde rüşvet defterini gönderdik beyefendiye, bir taraftan Cumhurbaşkanı, öbür taraftan Başbakan kefil oldu. Başbakanın yandaşı isen çal çalabildiğin kadar, yoldaşıysan soy soyabildiğin kadar, özgürsün, ne müfettiş gelir, ne denetçi. Ne diyorlardı “Büyük düşünün” bunlar zaten büyük götürüyorlr, büyük götürmeye alışmışlar. Onların mesaileri de bu. Senin belediyelerine de bir tane müfettiş gönder. Yapmıyorsun, neden yolsuzluğu meşrulaştırıyorsun oralarda. Haksızlığı meşrulaştırıyorsun…” şeklindeki sözlerin ima yoluyla davacıyı hedef aldığı kabul edilerek 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Oysa bu sözlerde davacının ismi hiç zikredilmemiş, Kayseri Büyükşehir Belediyesindeki yolsuzluk iddiaların üzerine gidilmemiş olması dile getirilerek siyasi iktidar eleştirilmiştir.
Gerek 4. Hukuk Dairesi’nin, gerekse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşmiş içtihatları ve gerekse doktrinde kabul edildiği üzere yansıma yoluyla kişilik hakları ihlalinden söz edilemez. Genel bir ifade ile bir yerdeki yoksuzlukların üzerine gidilmemesinin eleştirildiği bir konuşmadan davacının kastedildiği anlamının çıkarılması mümkün değildir.
Bunun dışında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarında da belirtildiği üzere siyasetle uğraşan kişilerin kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere de katlanması gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünün sadece “zararsız ve ilgilenmeye değmez olarak görülen bilgi ve fikirler değil aynı zamanda rahatsız eden, şaşırtan ve gücendiren ifadelerinde bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ve bu ifadeler var olmadan “demokratik bir toplum”dan söz edilemeyeceği vurgulanmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşüncesinde olduğumdan, dairemiz çoğunluğunun onama kararına katılmıyorum. 25/06/2013