Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2013/15890 E. 2014/15905 K. 25.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15890
KARAR NO : 2014/15905
KARAR TARİHİ : 25.11.2014

MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/04/2013
NUMARASI : 2011/248-2013/171

Davacı S.. Y.. vekili Avukat E.. A.. tarafından, davalı S.. D.. aleyhine 17/03/2011 gününde verilen dilekçe ile araç mülkiyetinin tespiti ve tescili istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/04/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, araç mülkiyetinin tespiti ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, oto kiralama işi de yaptığını, kendisi adına kayıtlı aracını araç kiralama isteyen E.. D.. isimli kişiye kiraladığını, süre sonunda aracın teslim edilmediğini, emniyete yapılan şikayet sonucunda aracın davacı adına sahte olarak dava dışı M.. M.. adına düzenlenen satış vekaletnamesi ile davalıya satıldığını öğrendiğini, davalı ile noterde herhangi bir sözleşme yapmadığını, bu satışın gerçek satış olmadığını, aracın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitini ve satış sözleşmesinin iptalini istemiştir.
Davalı, dava konusu aracın internet ortamında satış ilanı üzerine araçla ilgilenenlerle irtibata geçerek noter sözleşmesi ile satın aldığını, noter sözleşmesinin düzenlendiği gün çalıntı olduğu gerekçesiyle araca el konulduğunu, asıl mağdur olanın kendisi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; dava konusu aracın sahte kimlik belgesi kullanılarak düzenlenen vekalete istinaden yapılan satışının geçersiz olduğu , geçersiz satışın mülkiyet geçişini sağlamayacağı gerekçesiyle, ……….. plakalı aracın davalı adına olan trafik tescil kaydının iptaline ancak davacı adına tescil talebinin konusunun idari işlem olması nedeniyle bu talebin reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu 988. maddesi; bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur hükmünü öngörmektedir.
Bir malın zilyedi, onu başkasına emanet etmiş olmayıp, çaldırma, gasp, unutma gibi bir sebeple elinden çıkarmış bulunuyorsa, üçüncü şahıs böyle bir malı iyiniyetle iktisap etmiş olsa dahi onun iktisabı geçerli değildir. Gerçekten Medeni Kanunun 989. maddesi bu hususta açık düzenleme içermektedir. Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka herhangi bir şekilde elinden çıkan zilyed, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası açabilir.
Görülüyor ki kanun iyi niyetin korunması hususunda, emaneten bırakılan mallarla, sahibinin elinden rızası olmadan çıkan mallar hususunda bir ayırım yapmıştır. Bu ayırım şu düşünceye dayanmaktadır; malı başkasına emaneten bırakan kimse az çok risk altına girmiş ve emaneten verdiği şeyin alan tarafından başkasına geçirilmesi tehlikesini göze almış sayılabilir. Oysa bir malı rızası olmadan elinden çıkaran kimsenin böyle bir riske önceden katlandığı söylenemez. Böyle olunca, bir malı iyiniyetle iktisap eden üçüncü şahsın menfaati, malı emaneten veren kimsenin menfaatine tercih edilmekte, rızası olmadan malını elinden çıkaran kimsenin menfaatine ise feda edilmemektedir. Sahibinin elinden rızası olmadan çıkan bir şeyi, iyiniyetli üçüncü şahıs bir açık artırmadan, pazardan veya bu gibi eşyayı satan bir kimseden iktisap ederse asıl mal sahibinin gerek bu şahıs, gerekse daha sonraki müktesipler aleyhinde açacağı iade davasını kazanabilmesi şöyle bir şarta bağlanmıştır. Böyle hallerde, iyiniyetli üçüncü şahsın bu malı iktisap etmesi için verdiği bedel, iadeyi isteyen davacı, yani asıl mal sahibi tarafından ona iade edilmelidir. Eğer bu şart yerine getirilmezse, mahkeme, asıl mal sahibinin açacağı iade davasını kabul edemez. Hukuk Genel Kurulunun 25/09/2002 tarih, 2002/4-608 Esas, 2002/643 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Dava dosyasının ve dosya içerisinde bulunan Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/673 soruşturma nolu dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından oto kiralama işi yapıldığı, kendisine ait ……… plakalı Renault symbol marka aracını kendisini E.. D… olarak tanıtan dava dışı kişiye 08/12/2010 gününde kiraladığı, kira süresinin belli olmadığı, kira sözleşmesinde kimlik belgesi olarak 04/04/1997 tarihli 17426 belge nolu sürücü belgesinin ibraz edildiği, belge sahibinin E.. D.. olduğu, aracın davacı-araç maliki S.. Y.. tarafından dava dışı M.. M… isimli kişi adına noterde (Kartal 4. noterliği 10/12/2010 tarih 31721 yev.no) düzenlenen satış vekaletnamesine istinaden bu kişi (M… M…) tarafından Burdur 2. Noterliği’nin 14/12/2010 tarih ve … yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile davalı adına araç satışının ve devrinin gerçekleştirildiği, davacının 14/12/2010 günlü şikayeti üzerine davalı adına kayıtlı bulunan aracın 22/10/2010 gününde kolluk görevlilerince davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı kendi adına kayıtlı aracı E.. D..’a kiraladığı için malikinin elinden rıza ile çıkmıştır. O halde emin sıfatı ile zilyetten araç iktisap eden davalının iyiniyetli olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerekir. Gerek Savcılık soruşturması, gerek dava dosyasında sahtecilik işleminde davalının kendini Mehmet Mergen olarak tanıtan kişi ile birlikte davacıyı zarara uğratmak maksadı ile (kötüniyetli) hareket ettiğine dair herhangi bir delil ve kanaat verici emare bulunmadığından davalı iyiniyetli kabul edilmelidir.
O halde, davacının araç mülkiyetinin tespiti davasını kazanabilmesi için davalının satış bedeli olarak ödediği bedeli, kendisine iade etmesi gerekir. Mahkemece, bedelin ödenmemesi halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ödeme gerçekleşmeden yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/11/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.25/11/2014