YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10390
KARAR NO : 2017/3586
KARAR TARİHİ : 01.06.2017
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 19/10/2005 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/11/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, yayın nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, davacının plastik ve rekonstrüktif cerrahi olduğunu, davalıların ulusal çapta yayın yapan 05/06/2004 tarihli sayısının 13 sayfasında “karın fıtığı tanısıyla göğüs estetiği yapmış” başlıklı haber yapılarak müvekkiline basın yoluyla hakaret edildiğini, bununla birlikte haber alt kısmına müvekkilinin resmi de konularak “sahtekar doktor …” ibaresine yer verildiğini bu hakaretler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek manevi tazminat talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarında davacının bu eylem nedeni ile manevi olarak büyük bir elem ve ızdırap içerisine düştüğü anlaşıldığından istemin kısmen kabulüne karar verilerek davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. (6098 sayılı TBK’nın 58.) maddesi gereğince kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir
ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olaya gelince; yayın tarihi, olayın oluş şekli, sarf edilen sözlerin niteliği ile yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarı fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalıların diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.