YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11852
KARAR NO : 2015/13093
KARAR TARİHİ : 16.11.2015
Davacılar H.. A.. ve diğerleri vekili Avukat A.. G..tarafından, davalılar M.. B.. ve diğeri aleyhine 02/04/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; idari yargı görevli olduğundan dava dilekçesinin usulden reddine dair verilen 19/11/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyizine gelince;
Dava, haksız fiil nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, idari yargının görev alanına girdiğinden davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar yakını A..A.. askerlik görevinin ifası sırasında aynı birlikte er olarak görev yapan E.. G.. silahla ateş etmesi sonucu vefat etmesi nedeniyle duydukları üzüntü ve ızdırap nedeniyle manevi tazminat istemektedirler.
Zarar, asker kişinin askerlik görevini yerine getirdiği sırada askeri mahal sayılan yerde meydana gelmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. Bu konudaki yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan sorumluluk hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da; bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen olayda; davacılar yakını A.. A.. askerlik görevinin ifası sırasında aynı birlikte er olarak askerlik görevini yapan davalı E.. G.. silahla ateş etmesi sonucu vefat ettiği, davalının görevi sırasında ve görevinden dolayı davacıyı zarara uğrattığı ileri sürülmektedir. İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalılara yöneltilmesinin nedeni de, hizmet kusurundan doğan zararın ödetilmesi istemidir. Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince, bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir. Mahkemece, davalı E.. G.. yönünden, açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek davalının taraf sıfatı bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile idari yargının görevi nedeniyle her iki davalı yönünden de reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16/11/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Yerel mahkemece yukarıdaki açıklamalar ve gerçek kişiler hakkında İdari Yargı yerinde dava açılamayacağı gözetilmeksizin davalı E.. G.. hakkındaki davanın da yargı yolu bakımından reddedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olup mahkeme kararının bu nedenle bozulması düşüncesinde olduğumdan Dairemiz sayın çoğunluğunun (2) no’lu bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum. 16/11/2015
KARŞI OY YAZISI
Davacı taraf davalının kişisel kusuruna dayanarak tazminat talebinde bulunmuştur. Kamu görevlileri, görev sırasında salt kişisel kusurlarına dayanan eylemlerde kişisel olarak sorumludur.
Anayasa’nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalılarının kendilerine rücu kaydıyla idare aleyhine açılabileceğine ilişkin düzenlemeler, haksız eylemi gerçekleştiren kamu görevlisine karşı doğrudan tazminat davası açmaya engel değildir. Zarar görenlerin haksız eylem failine karşı doğrudan dava açamayacaklarını savunmak, temel haklardan olan ve Anayasa’nın 36 ve.. 13. maddesinde güvence altına alınan “..” aykırı olacaktır. Zarar görenler isterse, doğrudan kişisel kusurlarından dolayı haksız eylemi gerçekleştiren kamu görevlisine karşı tazminat davası açabilecekleri gibi, isterlerse Devlete karşı da dava açabilirler.
Somut olayda davacı, davalının kişisel kusuruna dayanarak dava açtığından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı düşüncesiyle değerli çoğunluğun kararına katılmıyorum. 16/11/2015