YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11991
KARAR NO : 2017/4488
KARAR TARİHİ : 04.07.2017
Davacı … vekili tarafından, davalı …Ş. aleyhine 25/12/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat. istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 10/06/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı bankadan kredi kartı almak için başvurusu bulunmamasına rağmen, kimlik bilgileri kullanılarak adına çıkartılan kredi kartının üçüncü kişiler tarafından kullanıldığını ve kredi kartı borcunun ödenmemesi nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını, bu olay nedeniyle kredi kurumları nezdinde ki itibarının zedelendiğini, kefillik taleplerinin geri çevrildiğini beyan ederek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, haksız açılan davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, soruşturma dosyasında yaptırılan imza incelemesi sonucunda kredi kartı sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olmadığının belirlenmesine karşın, ceza soruşturmasının devam ettiği, davacının kimlik bilgilerini kullanarak onun adına sözleşmeye imza atan kişinin kimliğinin belirlenemediği, davacının eylemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 8. maddesinde kart çıkaran kuruluşların yükümlülükleri düzenlenmiş ve kart çıkaran kuruluşların, talepte bulunmayan veya sözleşme imzalamayan kişiler adına hiçbir şekil ve surette kart veremeyecekleri, banka kartı ve kredi kartlarının asıl kart sahiplerine teslim edilmesini sağlayacak önlemleri almakla yükümlü oldukları belirtilmiştir.
Dosya kapsamından; davacının şikayeti üzerine yürütülen ceza soruşturması kapsamında, dava konusu kredi kartı üyelik sözleşmesinde yer alan imzanın, davacının el ürünü olmadığı adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından tespit edilmiş ve davalı bankanın yazı cevabında, kredi kartı başvurusunun internet ortamından yapıldığı ve kurye aracılığı ile teslim edildiği için kimlik fotokopisinin alınmadığı bildirilmiştir. O halde yaptırılan imza incelemesi ve açıklanan kanun maddesi gereğince; davalı bankanın, gerekli kimlik kontrolünü yapmadan, kimliği belirlenmeyen üçüncü bir kişiye kredi kartını teslim etmek suretiyle, basiretli bir tacir gibi kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermeyerek, davacı adına kredi kartı çıkartılmasına, haksız icra takibine uğramasına ve bankalarca risk grubuna alınmasına neden olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, davacı yararına uygun görülecek miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, illiyet bağının bulunmadığı şeklinde yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/07/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.